
Asgari Ücret tartışmalarının alevlenmesi ile birlikte, sigortalıların %70’inin Asgari Ücret almakta olduğu olgusu yeniden tartışılmaya başlandı. Bu olgu çeşitli zamanlarda gündeme getirilmekte ancak herhangi bir çözüm önerilmemektedir. Gelmiş geçmiş tüm hükümetler döneminde istikrarlı bir şekilde büyüyen bu rakama müdahale etmek, rejim partilerinin siyasal ufkunun dışındadır.
Sigortalı çalışanların %70’inin Asgari Ücretli olması çok ciddi bir sorundur. Bu oran Türkiye’de %50 civarındadır ve bu bile Avrupa’nın en kötü ülkesinin iki katından fazladır. Fikir vermesi açısından, ülkemiz ile kıyaslanabilecek bir ekonomisi olan Malta’da asgari ücretlilerin oranın %3,5’dir. Bu rakam Fransa’da %12, İspanya’da %11, Yunanistan’da %10, Polonya’da %11’dir. AB’nin bu oran bakımından en kötü iki ülkesi %21 ile Romanya ve %14 ile Bulgaristan’dır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde ise asgari ücret ile çalışanların oranı sadece %4,5’dir.
Düşük ücretliler grubu olarak kabul edilen ve asgari ücretin bir miktar üzerinde ödenen işçileri de kapsayan daha geniş bir karşılaştırmada Avrupa’nın en kötü beş ülkesi şu şekilde sıralanabilir: Bulgaristan %22,5, Romanya %22, Kıbrıs Cumhuriyeti %20, Yunanistan %21,7 ve Letonya %18.
Patronlar Euro bazında Avrupa’nın en yüksek asgari ücretine sahip olduğumuzdan şikayet etmektedirler. Unuttukları şudur ki Avrupa’da asgari ücretlilerin oranı %22’yi aşmazken, bizde bu oran %70’dir. Doğru bir karşılaştırma yapmak istiyorlarsa, kıyaslayacakları ülkedeki çalışan nüfusun en düşük ödeme alan %70’inin ortalama ücreti ile bizdeki asgari ücreti kıyaslamaları gerekmektedir. Bilimsel yaklaşım bunu gerektirir.
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu olarak bu oranların kabul edilemez olduğu noktasından hareketle, şikayet etmenin ötesine geçip erişilebilir hedeflerle sorunu aşmak gerektiğini vurguluyoruz. Partimizin yetkili organlarında yapılan tartışmalar ve veri analizleri sonucunda bizim bu soruna yönelik çözüm önerimiz, “10 kişi ve üzerinde çalışanı olan işyerlerine, %20 asgari ücret kotası getirilmesi” şeklindedir. Bu kural İş Yasası, Sosyal Güvenlik Yasası ve Asgari Ücretler Yasası’nda yapılacak bir değişiklikle kolayca hayata geçebilir. Böylece küçük işletmeler etkilenmezken, ödeme gücü olan orta ve büyük işletmelerde asgari ücretli işçi sayısı sınırlandırılabilir. Yaptığımız hesaplamalarda bu kuralın hayata geçmesi durumunda, en kötü niyetli uygulamada dahi asgari ücretli işçilerin oranının %38 olacağını tespit ettik. Bunun Avrupa’nın en kötü ülkesinin iki katı olduğunu da unutmamak gerekir.
Ülkemizde emekçilerin yaşadığı sorunların temel kaynağı sendikasızlıktır. Emekçiler örgütsüz oldukları için her türlü hakları aşındırılmakta ve azgın bir sömürüye maruz kalmaktadırlar. Buna dair yapılması gerekenin ise “On kişiden fazla çalışanı olan işyerlerinde sendikasız işçi çalıştırmanın yasaklanması” olduğunu yıllardan beridir ifade ediyoruz. Halkımızın ezici çoğunluğu tarafından da benimsenen bu talep, sadece büyük patronlar ve onların finansmanı ile siyaset yapan rejim partileri tarafından görmezden gelinmektedir.
Sendikasız çalıştırılmanın yasaklanması, işyerlerinde maaş düzenlemesini mümkün kılacağı gibi Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda özel sektör çalışanlarının temsil edilmesini de sağlayacak yapısal bir çözümdür. Ancak Emekçinin Partisi Bağımsızlık Yolu, bu talebimiz hayata geçene kadar da özel sektör çalışanlarının temsil edilmediği Komisyon’un feshedilmesini ve Asgari Ücret’in en düşük kamu maaşına eşitlenerek, hayat pahalılığı oranında arttırılmasını savunmaktadır.
Patronların kendi yarattıkları düzenden şikayet etmeye hakları yoktur. Özel sektörde ezilen, sömürülen ve hakları gasp edilenler, özel sektör çalışanlarıdır. Bu gidişatı durdurmanın yolu, özel sektördeki patron hegemonyasını durdurmak, çalışma yaşamını kurala bağlamaktır.
- 10 Kişi ve Üzeri Çalışanı Olan İşyerlerinin, Sendikasız İşçi Çalıştırması Yasaklansın!
- Asgari Ücret En Düşük Kamu Maaşına Eşitlensin!
- 10 Kişi ve Üzeri Çalışanı Olan İşyerlerine, %20 Asgari Ücret Kotası Getirilsin!
Bağımsızlık Yolu
Emekçinin partisi