
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu ve Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Emeğin Gündemi programında son dönemde yaşanan şiddet, iş cinayetleri ve trafik kazalarını değerlendirdi. Programda olayların münferit olarak ele alınamayacağını, devletin önleyici ve koruyucu sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurgulandı.
Nazlı: Kadına Yönelik Şiddet Münferit Değil, Yapısal Bir Sorundur
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel saldırılar üzerinden değerlendirilemeyeceğini, sorunun yapısal nedenlerinin ele alınması gerektiğini söyledi.
Kadınların kamusal alanlarda dahi kendilerini güvende hissedemediğine dikkat çeken Nazlı, yaşanan saldırının yalnızca mağdur kadının değil, toplumun tamamının güvenlik duygusunu hedef aldığını belirtti.
Şiddeti Magazinleştirmek Asıl Meseleyi Görünmez Kılıyor
Şiddet görüntülerinin ve olayla ilgili kişisel ayrıntıların yaygın biçimde paylaşılmasını eleştiren Nazlı, kadına yönelik şiddetin magazin malzemesine dönüştürülmesinin toplumun dikkatini asıl sorunlardan uzaklaştırdığını ifade etti.
Kadınların yaşam mücadelesi ve devletin sorumluluklarının konuşulması gerektiğini belirten Nazlı, mağdura ilişkin kişisel bilgilerin dolaşıma sokulmasının hem mağdura hem topluma zarar verdiğini söyledi.
Şiddet Önleme Merkezleri Derhâl Kurulmalı
Devlet kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmediğini belirten Nazlı, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için Şiddet Önleme Merkezleri’nin kurulması gerektiğini vurguladı.
Bu merkezler aracılığıyla kadınların hukuki, tıbbi, psikolojik ve sosyal desteklere tek noktadan erişebileceğini belirten Nazlı, İstanbul Sözleşmesi’nde de yer alan bu uygulamanın hâlâ hayata geçirilmemesini eleştirdi.
ALO 183 hattının da etkin biçimde çalışabilmesi için altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Nazlı, hattın hem şiddete maruz kalan kadınlar hem de tanıklar açısından önemli bir başvuru mekanizması olduğunu ifade etti.
Yoksulluk da Bir Şiddet Biçimidir
Yoksulluk, güvencesizlik ve barınma krizinin kadınları daha kırılgan hâle getirdiğini belirten Nazlı, yüksek kiralar, sosyal konut eksikliği ve düşük ücretlerin kadınların şiddet ortamından uzaklaşmasını zorlaştırdığını söyledi.
Toplu taşımanın geliştirilmesinin de kadına yönelik şiddetle mücadelenin bir parçası olduğunu belirten Nazlı, özellikle kırsal bölgelerde kadınların karakollara, sosyal hizmet birimlerine ve sığınma evlerine ulaşmakta güçlük yaşadığını ifade etti.
Rahvancıoğlu: Sorunların Nedenlerini Konuşmazsak Daha Ağırlarını Yaşamaya Devam Edeceğiz
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, kadına yönelik şiddet, trafik kazaları ve iş cinayetleri gibi sorunların bireysel olaylar olarak değil, yapısal nedenleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Toplumun çoğu zaman olayların sansasyonel ayrıntılarına yöneldiğini belirten Rahvancıoğlu, bunun asıl sorumluların ve yapısal sorunların görünmez hâle gelmesine yol açtığını söyledi.
Devletin Görevi Yalnızca Cezalandırmak Değil, Önlem Almaktır
Devletin yalnızca suç işlendikten sonra müdahale eden bir yapı olmaması gerektiğini ifade eden Rahvancıoğlu, devletin temel görevinin toplumsal sorunları ortaya çıkmadan önce önlemek olduğunu söyledi.
Kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, iş cinayetleri ve trafik kazalarında devletin eğitim, koruma, planlama ve kamusal hizmetler aracılığıyla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Kimlikle Girişler Durdurulmalı
Yaşanan olayın ardından saldırganın yabancı uyruklu olması üzerinden yürütülen tartışmalara değinen Rahvancıoğlu, Bağımsızlık Yolu’nun uzun süredir savunduğu “kimlikle girişlerin durdurulması” önerisini yineledi.
Bu uygulamanın tek başına kadına yönelik şiddeti sona erdirmeyeceğini belirten Rahvancıoğlu, ülkeye giriş ve çıkışların denetlenmesinin devletin sorumluluklarından biri olduğunu söyledi. Kadına yönelik şiddetin yalnızca yabancı uyruklu kişiler tarafından uygulandığı yönündeki anlayışın ise gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Daha Fazla Ceza Değil, Daha Fazla Kamusal Hizmet
Güvenlik sorunlarının daha fazla polis, daha ağır cezalar ve daha sıkı denetimlerle çözülemeyeceğini belirten Rahvancıoğlu, toplu taşımanın geliştirilmesi, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin artırılması, sendikalaşmanın yaygınlaştırılması ve kadınları koruyacak mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bağımsızlık Yolu’nun savunduğu devlet anlayışının baskı ve cezalandırmayı değil, toplumsal dayanışmayı, eğitimi, koruyuculuğu ve kamusal sorumluluğu esas aldığını vurguladı.
Özkızan: Devlet Sorumluluğunu Yerine Getirmeli
Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, son dönemde yaşanan olayların birbirinden bağımsız olmadığını ve toplumun farklı alanlarda derinleşen bir şiddet sarmalına sürüklendiğini söyledi.
İki hafta önce bir siloda yaşanan işçi ölümünü hatırlatan Özkızan, Bağımsızlık Yolu’nun bu tür olayları “iş kazası” değil, “iş cinayeti” olarak tanımladığını belirtti. İş güvenliği önlemlerinin eksikliğine dikkat çeken Özkızan, ölümlerin ve yaralanmaların önlenebilir olduğunu vurguladı.
Toplumsal Sorunlar Kendiliğinden Ortaya Çıkmıyor
İş cinayetlerinden trafik kazalarına, kadına yönelik şiddetten toplumsal güvensizliğe kadar pek çok sorunun ortak nedenleri bulunduğunu belirten Özkızan, gerekli mekanizmaların kurulması ve kamusal sorumluluğun yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Emniyet kemeri zorunluluğu ve trafik ışıkları gibi kuralların bütün sorunları ortadan kaldırmayacağını ancak zararları azaltacağını belirten Özkızan, aynı anlayışın kadına yönelik şiddet ve iş cinayetleri konusunda da benimsenmesi gerektiğini ifade etti.
Bağımsızlık Yolu Somut Çözümler Üretiyor
Bağımsızlık Yolu’nun toplumsal sorunlara ilişkin uzun yıllardır somut çözüm önerileri ortaya koyduğunu belirten Özkızan, yangınlardan depremlere, trafik güvenliğinden kadına yönelik şiddete kadar her alanda hukuki, idari ve ekonomik önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Kamucu Nüfus Politikaları Uygulanmalı
Plansız nüfus politikalarının toplumsal sorunları derinleştirdiğini belirten Özkızan, Bağımsızlık Yolu’nun savunduğu kamucu nüfus politikalarını hatırlattı.
Özkızan; kimlikle giriş uygulamasının sona erdirilmesi, online vize sisteminin hayata geçirilmesi, ülkeye giriş koşullarının sıkı biçimde denetlenmesi, işsizlik belirli bir seviyenin altına düşene kadar yeni çalışma izinlerinin durdurulması, öğrenci statüsüyle ülkeye gelen kişilere ilişkin denetimlerin artırılması ve plansız nüfus politikalarına son verilmesi gerektiğini ifade etti.
Özkızan, rejim partilerine seslenerek toplumsal sorunlar karşısında somut çözüm önerileri ortaya konulması gerektiğini vurguladı.