
Bağımsızlık Yolu ile NEDA’nın Sevgül Uludağ anısına düzenlediği “Bir Bardak Süt, Bir Barış Umudu” etkinliği 9 Eylül Çarşamba akşamı KTÖS’te gerçekleştirildi. Etkinlikte yönetmen Cemal Yıldırım’ın “Süt Babam” belgeseli izleyiciyle buluşurken, Bağımsızlık Yolu, NEDA ve Workers Democracy adına konuşmalar gerçekleştirildi.

Sevgül Uludağ anması için yapılan konuşmalarda Sevgül Uludağ’ın yaşamı ve mücadelesinin yanı sıra Kıbrıs’ta barışın nasıl kurulabileceğine, toplumlar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine ve ortak mücadelelerin önemine ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Konuşmacılar, Uludağ’ın bıraktığı mirasın hakikatin ortaya çıkarılması, toplumlar arası dayanışmanın geliştirilmesi ve barış mücadelesinin sürdürülmesi açısından önem taşıdığını vurguladı.
Nazlı: Barışın Kökünde Hakikat Vardır
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, konuşmasında Sevgül Uludağ’ı cesur ve yetkin bir gazeteci, barış mücadelesine kendisini adamış bir aktivist ve kadın hakları savunucusu olarak andı. Uludağ’ın gerçekleri ortaya çıkarma konusundaki ısrarının, Kıbrıs’ta barış mücadelesi açısından da önemli bir miras bıraktığını belirtti.

Nazlı, Kıbrıs’ta barışın romantik veya nostaljik bir özlem olarak ele alınamayacağını belirterek, barışın temelinde hakikatin bulunduğunu vurguladı. Gerçeklerle yüzleşmenin, dostluk ve dayanışmayı büyütmenin, ortak üretim ve mücadele alanları yaratmanın kalıcı bir barışın zeminini oluşturduğunu ifade etti.
“Süt Babam” belgeselinin de hakikat ve barış üzerine kurulmuş bir hikaye olduğunu belirten Nazlı, Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu’nun Kıbrıs halklarının kardeşliğinin, adanın yeniden birleşmesinin ve bağımsızlığının ancak her iki toplumun emekçilerinin ortak sorunlar ve ortak mücadeleler etrafında bir araya gelmesiyle mümkün olduğuna inandığını söyledi.
Kuzeyde ve güneyde yaşayan emekçilerin eğitim, sağlık, barınma, çalışma yaşamı, enerji ve ekoloji gibi alanlarda ortak sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Nazlı, barışın yalnızca müzakere masalarında değil, bu ortak sorunlara karşı yürütülen mücadelelerin içerisinde de inşa edilebileceğini kaydetti.

Payiatsou: Toplumlar Çözüm Sürecinin Öznesi Olmalı
NEDA adına konuşan Marinella Payiatsou, etkinliğin Kıbrıs sorununa ilişkin liderler düzeyindeki görüşmelerin yeniden başladığı bir dönemde gerçekleştirilmesinin anlamlı olduğunu belirtti.
Girne’de yaşanan gemi faciasına da değinen Payiatsou, yönetimlerdeki ihmal ve sorumsuzluğun insan hayatına mal olabileceğini ifade etti. Adanın her iki tarafındaki egemen sınıfların çıkar, kâr, iktidar ve kontrol arayışlarının ortak özellikler taşıdığını belirten Payiatsou, Kıbrıs sorununun yıllardır milliyetçi söylemler ve karşı tarafı suçlama siyaseti üzerinden kullanıldığını söyledi.
Girne açıklarında hayatını kaybeden insanlar üzerinden ortaya çıkan nefret söylemlerini de eleştiren Payiatsou, toplumlar arasında kurumsallaştırılmış düşmanlığın devlet, kilise ve eğitim gibi kurumlar aracılığıyla beslendiğine dikkat çekti.

Sevgül Uludağ’ın çalışmalarının bu nedenle büyük önem taşıdığını belirten Payiatsou, Uludağ’ın savaşların, sömürgeciliğin ve böl-yönet politikalarının yarattığı acıları görünür kılmaya çalıştığını, kayıp şahısların akıbetlerinin araştırılması ve farklı toplumlara mensup insanlar arasında bağların kurulması için önemli bir çalışma yürüttüğünü ifade etti.
Payiatsou, Kıbrıs sorununun çözümünün yalnızca hükümetlere, siyasi partilere, bürokratlara veya Birleşmiş Milletler’e bırakılamayacağını belirterek, toplumların da çözüm sürecinin öznesi olması gerektiğini vurguladı. Hakikatin ortaya çıkarılması, toplumlar arasındaki bağların güçlendirilmesi ve ortak mücadelelerin büyütülmesi gerektiğini belirten Payiatsou, milliyetçilik, ırkçılık ve militarizme karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.
Agiomamitis: Sevgül Kayıpların Akıbetinin Ortaya Çıkarılmasında Önemli Rol Oynadı
Workers Democracy adına konuşma yapan Ntinos Agiomamitis, Sevgül Uludağ’ın yaşamını birkaç kelimeyle anlatmanın mümkün olmadığını belirterek, onun hayatını barış mücadelesine adadığını ve özellikle son 20 yılını kayıp şahısların akıbetlerinin araştırılmasına ayırdığını söyledi.

Uludağ ile Ledra Palace’ta tanıştığını ve yıllar boyunca birçok iki toplumlu barış etkinliğinde birlikte yer aldıklarını aktaran Agiomamitis, Uludağ’ın hem Kıbrıslı Türk hem de Kıbrıslı Rum kayıpların akıbetlerinin ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynadığını belirtti.
Uludağ’ın topladığı tanıklıkların resmi kazıların gerçekleştirilmesine ve kayıp kişilerin kalıntılarının ailelerine teslim edilmesine katkı sağladığını ifade eden Agiomamitis, onun gazetedeki köşesinde insanları kendi hikâyelerini paylaşmaya çağırmasının da Kıbrıs tarihinin önemli tanıklıklarının kayıt altına alınmasını sağladığını söyledi.
Agiomamitis, Sevgül Uludağ’ı saygı, onur ve sevgiyle andıklarını ifade etti.
Yıldırım: Sevgül Uludağ’ın Yokluğu Doldurulamaz
“Süt Babam” belgeselinin yönetmeni Cemal Yıldırım ise konuşmasında Sevgül Uludağ’ın yokluğunun doldurulamayacağını belirtti. Belgeselin ortaya çıkış sürecinin de Uludağ’ın gazeteciliği ve iki toplum arasında kurduğu ilişkilerle doğrudan bağlantılı olduğunu anlattı.

Yıldırım, belgeselin temelini 1974 savaşı sırasında yaşanan bir dayanışma hikayesinin oluşturduğunu aktardı. Kıbrıslı Türk Mehmet Kılıç’ın yaklaşık üç aylık bebeği Birgül için süt aradığı sırada bir Kıbrıslı Rum askerin kendisine yardım etmesiyle başlayan hikâyenin, yıllar sonra Birgül’ün “süt babasını” bulma arayışıyla yeniden gündeme geldiğini anlattı.
Birgül’ün 2020 yılında sosyal medya ve iki toplumlu gruplar üzerinden başlattığı arayışın büyüdüğünü belirten Yıldırım, Sevgül Uludağ’ın hikayeden haberdar olduktan sonra Birgül ile iletişime geçtiğini ve arayışa destek verdiğini söyledi. Uludağ’ın hikayeyi Yenidüzen ve Politis’te yayımlayarak daha geniş kitlelere ulaştırdığını belirten Yıldırım, belgeselin ortaya çıkmasında Uludağ’ın girişimlerinin önemli rol oynadığını ifade etti.

Yıldırım, Uludağ’ın belgeselin gösterimlerine, tanıtım çalışmalarına ve haberlerine sürekli destek verdiğini belirterek, bu gösterimin Sevgül Uludağ’ın aralarında olmadığı ilk gösterim olması nedeniyle kendisi açısından ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.

“Süt Babam”: Savaşın Ortasında Doğan Bir Dayanışma Hikayesi
Etkinlik kapsamında gösterilen “Süt Babam” belgeseli, 1974 savaşı sırasında yaşanan bir dayanışma hikayesini merkeze alıyor. Bir Kıbrıslı Türk bebeğin süt ihtiyacı üzerinden gelişen ve savaşın karşı karşıya getirdiği insanlar arasında kurulan insani bağı anlatan belgesel, iki toplum arasındaki ortak yaşam ve dayanışma ihtimalini görünür kılıyor. Sevgül Uludağ’ın gazeteciliği ve hikayenin izini sürme çabalarıyla şekillenen belgesel, savaş ve bölünmüşlük koşullarında dahi insanların birbirine yardım edebileceğini ve toplumlar arasında kalıcı bağlar kurulabileceğini ortaya koyuyor.