
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan ve Baraka Kültür Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Batak, Emeğin Gündemi programına katılarak sosyal sigortalar, özel sektör emekçilerinin yaşadığı sorunlar, hükümetin kaynak politikaları ve Kıbrıs sorununun çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Nazlı: Sosyal Sigorta Destekleri Kalıcı Bir Hak Olmalı
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, sigorta emeklileri ve asgari ücretlilere yönelik desteklerin seçim dönemlerinde gündeme getirilmesini eleştirerek, bu ödemelerin seçim lütfu olmaktan çıkarılıp kalıcı ve yasal bir hak haline getirilmesi gerektiğini belirtti. Özel sektör emekçilerine de 13. maaş verilmesi gerektiğini ifade eden Nazlı, bu yöndeki taleplerini daha önce de dile getirdiklerini kaydetti.
Sosyal Sigortalar Fonu’nun gelirlerinin artırılması gerektiğini belirten Nazlı, Sosyal Sigortalar Dairesi’nin mevzuata aykırı uygulamalar nedeniyle idari para cezası kesme yetkisini kullanmadığını söyledi. İş kazalarında gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle yapılan ödemelerin sorumlu işverene rücu edilmesi ve iş kazalarının sürekli yaşandığı işyerlerinde daha yüksek prim alınması gerektiğini ifade etti.
Gerçek Maaş Üzerinden Prim Alınmalı
Nazlı, sigorta primlerinin gerçek maaşlar üzerinden yatırılmasının hem Sosyal Sigortalar Fonu’nun gelirlerini artıracağını hem de çalışanların emeklilik maaşlarına yansıyacağını söyledi. Ödenmeyen sosyal sigorta primlerine yönelik af ve faiz indirimlerinin ise fonun gelir kaybına neden olduğunu belirten Nazlı, primlerin faizleriyle birlikte tahsil edilmesi gerektiğini ifade etti.
Sigortasız çalıştırılan emekçilerin geçmişe dönük olarak sigortalanması gerektiğini belirten Nazlı, iki ya da üç yıl sigortasız çalıştırılan bir emekçinin o döneme ait sigorta yatırımlarının faizleriyle birlikte işverene yaptırılması gerektiğini söyledi. Ev hizmetlerinde çalışanların sigortasız çalıştırılmasına da dikkat çekti.
Özel Sektör Emekçilerinin Üzerindeki Siyasi Baskı Kaldırılmalı
Taşeronlaşmanın ve emeğin güvencesizleştirilmesinin özel sektör emekçileri üzerindeki etkilerine dikkat çeken Nazlı, bunun çalışma koşulları ve sosyal hakların yanı sıra siyasi baskı açısından da ele alınması gerektiğini belirtti.
Özel sektör emekçilerinin seçim dönemlerinde patronları tarafından siyasi propaganda faaliyetlerine katılmaya zorlandığını, bazı çalışanlardan siyasi içerikleri kendi sosyal medya hesaplarından paylaşmalarının istendiğini söyleyen Nazlı, geçmişte çalışanların siyasi mitinglere götürüldüğünü de aktardı. Özel sektör emekçilerinin seçimlerde aday olma hakkının da patron baskısıyla sınırlandırılabildiğini ifade etti.
Nazlı, özel sektör emekçilerinin üzerindeki siyasi baskının kaldırılması gerektiğini belirterek, Bağımsızlık Yolu’nun emekçinin partisi olarak bu mücadeleyi seçim sürecine de taşıyacağını söyledi.
CTP Federasyon Söyleminden Uzaklaşıyor
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nazlı, “karşı taraf” ifadesinin Kıbrıslı Elen halkı ile Kıbrıslı Elen liderliğini aynı kefeye koyacak şekilde kullanılmaması gerektiğini belirtti.
Federal bir çözümün iki halkın ortak mücadelesiyle hayata geçebileceğini ifade eden Nazlı, son beş yıllık süreçte CTP’nin federasyon söyleminden giderek uzaklaştığını ve bu alanı muğlaklaştırdığını söyledi. Erhürman’ın kullandığı bazı ifadelerin de federal devlet yapısıyla örtüşmediğini belirtti.
Bağımsızlık Yolu olarak CTP’nin federal çözüm savunuculuğundan vazgeçmesini istemediklerini ifade eden Nazlı, çözüm güçlerinin büyümesini ve güçlenmesini istediklerini söyledi. CTP’nin bu alandan uzaklaşması halinde Bağımsızlık Yolu’nun federal çözüm savunuculuğunu sürdüreceğini belirtti.
Özkızan: Hükümet Halkın Geleceğinden Borçlanarak Kaynak Dağıtıyor
Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine aktarılan kaynakların Türkiye halkının vergileriyle oluştuğuna dikkat çekerek, Kıbrıs’ın kuzeyinde gerekli kaynağın başta ultra zenginler olmak üzere servet vergisi yoluyla yaratılabileceğini söyledi.
Hükümetin vatandaşlara yönelik para dağıtımını “seçim rüşveti” olarak nitelendiren Özkızan, hükümetin yakın zamana kadar iç borçlanmaya giderek kaynak yarattığını, bugün dağıtılan paranın gelecekte halkın cebinden daha yüksek ödemeler olarak çıkacağını belirtti. Elektrik ve tüp gaz zamlarından hayat pahalılığına, sağlık ve eğitim alanındaki ödemelerden çeşitli harçlara kadar bunun bedelinin toplum tarafından ödeneceğini ifade eden Özkızan, UBP hükümetinin kendi kaynaklarını değil, toplumun geleceğini borçlandırarak kaynak dağıttığını söyledi.
Özel sektör çalışanlarının sigorta yatırımlarının eksik, geç veya gerçek maaşları üzerinden yapılmaması sorununa da dikkat çeken Özkızan, yasanın uygulanmasının önemli bir güvence sağlayacağını belirtti.
Çözüm Siyaseti Karşı Tarafın Tutumuna Endekslenmemeli
Özkızan, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Kıbrıs sorunundaki yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Kıbrıslı Elen liderliğinin tutumunun çözüm yönünde adım atmamanın gerekçesi haline getirilmesinin kaygı verici olduğunu söyledi.
“Kıbrıslı Elen liderliği çözüm istemiyor” söyleminin çözüm siyasetinden vazgeçmek için gerekçe olamayacağını belirten Özkızan, Kıbrıs’ın güneyindeki farklı çözüm güçlerinin ve demokratik örgütlerin de muhatap alınması gerektiğini ifade etti.
Güven yaratıcı önlemler için karşı tarafın adım atmasının beklenmesine gerek olmadığını belirten Özkızan, Imagine projesinin hayata geçirilmesi, kültürel ve mesleki işbirliklerinin artırılması, güneydeki çözüm yanlısı çevrelerle ilişkilerin geliştirilmesi, Kıbrıs Rum toplumuna doğrudan iletişim kurulması, Maronit köylerinin açılması ve Maraş konusunda güven yaratıcı önlemlerin gündeme getirilebileceğini söyledi.
Batak: Ülkenin İhtiyaçlarını Bu Ülkede Yaşayanlar Belirlemeli
Baraka Kültür Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Batak, ülkede son yıllarda hayata geçirilen proje, paket ve önerilerin toplumun ihtiyaçları ve ülkede oluşan birikim dikkate alınmadan dayatıldığını belirtti.
Çocuk Hastanesi olarak kullanılan pandemi hastanesinin yapım sürecinde elektrik sistemi konusunda yaşanan sorunları örnek gösteren Batak, projenin Elektrik Mühendisleri Odası ile yeterince tartışılmadığını söyledi. Külliye projesinin gerçek bir ihtiyaca dayanmadığını belirten Batak, stadyum projesinde de Mimar ve Mühendis Odaları Birliği ile bağlı odaların ve ilgili teknik makamların görüşlerinin alınmadığını ifade etti.
Lefkoşa’daki otopark sorununa da dikkat çeken Batak, yapılacak yapıların halkın ve burada yaşayan insanların ihtiyaçlarına yönelik olması gerektiğini vurguladı. Projelerin kamusal ihtiyaçlara cevap verecek biçimde yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
Sigorta Sistemi Emekçilerin Tarihsel Kazanımıdır
Batak, sigorta sisteminin tarihsel olarak emekçilerin mücadelesiyle ortaya çıktığını belirterek, sigorta yatırımları konusunun patronlar ve hükümetler tarafından görmezden gelindiğini söyledi.
Özel sigorta sistemlerini tercih eden ve çalışanların da buna yönelmesini isteyen patron anlayışını eleştiren Batak, Ünal Üstel hükümetinin vatandaşlara yönelik kaynak dağıtımını “seçim rüşveti” olarak nitelendirdi ve bunun toplumun geleceğini doğrudan etkilediğini söyledi.
CTP Federal Çözüm Noktasından da Geri Çekilmiş Durumda
Batak, CTP’nin farklı dönemlerde emek, ekoloji ve kadın özgürleşmesi gibi alanlarda geri adımlar attığını ve gelinen noktada federal çözüm konusunda da geri çekildiğini belirtti.
Erhürman’ın seçim döneminde yarattığı federal çözüm beklentisinin seçim sonrasında aynı biçimde devam etmediğini söyleyen Batak, New York görüşmelerinde somut olarak hangi noktaya doğru ilerlenildiğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade etti.
Kıbrıslı Elen liderliğinin tutumunun çözüm önündeki engellerden biri olduğunu belirten Batak, bunun çözüm siyaseti açısından bir gerekçeye dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi. Çözüm için yalnızca liderlerle değil, iki toplumdaki halklarla ve özellikle çözüm isteyen kesimlerle doğrudan ilişki kurulması gerektiğini belirten Batak; Kıbrıs’ın güneyindeki emekçiler, barış güçleri ve demokratik örgütlerle ortak mücadele alanlarının yaratılabileceğini ifade etti.
Bağımsızlık Yolu’nun kuruluşundan bu yana federal çözümü savunduğunu belirten Batak, uzun vadeli hedefin bağımsız ve sosyalist bir Kıbrıs olduğunu, geçiş döneminde federal çözümün önemli bir mücadele başlığı olduğunu söyledi.
Çözümün BM’ye, AB’ye, Türkiye’ye veya Yunanistan’a değil, doğrudan halklara dönülerek ve iki toplumun ortak iradesiyle yürütülmesi gerektiğini belirten Batak, Kıbrıs Türk solunun “KKTC solculuğu” anlayışına sıkışmak yerine emek-sermaye çelişkisine ve federal çözümün önündeki engellere odaklanması gerektiğini ifade etti. Batak, “Onlar da yapmayacaksa biz zaten sahadayız” diyerek mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.