Alçak Olan Yalnızca İcar Edilecek Orman Arazisi Değil!

İstanbul Teknik Üniversitesi’ne kampüs yapılması için Karpaz bölgesinde 3,600 dönüm orman arazisinin tahsis edilmesine karşı dava süreci devam ederken Mecliste temsil edilen tüm partilerin oy birliği ile bu peşkeşi yasal hale getirme çabaları kabul edilemezdir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde Yüksek Öğrenim ve Dışilişkiler Dairesi web sitesindeki verilere göre kayıtlı 24 adet üniversite bulunmaktadır. Üniversite sayısı arttıkça yüksek öğrenimin niteliğinin düştüğü ve bu alanındaki devlet yetkililerinin polis tarafından soruşturulduğu, sahte diploma davalarının gündemden düşmediği verili durumda, alçak orman arazisine üniversite kampüsü yapılmasının eğitim yatırımı gibi güzellenmesi mümkün değildir. Orman arazilerinin oldukça az olduğu ülkemizde yeni bir kampüsten daha çok ormanlarımızın korunmasına ihtiyaç vardır.

Bafra Köyü veya Çayırova Köyü toprağında bulunan alçak orman arazilerine yatırım maksadıyla uzun süreli kiralamayı amaçlayan Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı Yasası, 2003 yılında UBP-DP hükümeti döneminde geçirilmişti. İlgili dönemde muhalefette olan CTP buna karşı çıkmasına rağmen 2004’teki CTP- DP hükümeti bunu engellemek bir yana İskele bölgesine 168,000 dönüm orman arazisini turizm yatırımları için kiralamaktan geri durmamıştı.

2008 yılında CTP hükümetince imzalanan bir protokolle İTÜ’nün ülkemizde kurulması mümkün olmuş ve bu protokolde İTÜ’ye yeterli büyüklükte arazi verileceği belirtilmişti. 2009 yılında yine CTP döneminde Meclis’ten geçen İTÜ Kuruluş Yasası’nda alçak orman arazilerinin İTÜ’ye kiralanabileceği açıkça belirtilmişti. 2010 ve 2015 yıllarında orman konusundaki mevzuata aykırı olarak, İTÜ ile 49 yıllığına kira sözleşmeleri yapılmış ve Karpaz bölgesindeki alçak orman arazileri kampüse tahsis edilmişti.

Şimdi ise bu konu yargıda tartışılırken Alçak Orman Arazileri Yasası’nın kapsamını genişletecek yasa değişikliğine CTP komitede ret oyu vermesine rağmen Genel Kurulda kabul oyu vererek alçak orman arazilerinin yatırıma açılmasında oy birliği sağlamıştır.

Bağımsızlık Yolu için orman arazilerinin korunması, kalkınma ya da başka bir nedenle üzerinde pazarlık edilebilecek bir konu değildir. Ormanlarımızı, ağaçlarımızı, bitki türlerimizi korumak, üzerinde yaşadığımız doğaya saygılı olmanın gereği olduğu kadar yurdumuzu savunmanın da bir parçasıdır. Ormanlarımızı korumak, yaşadığımız topraklara sahip çıkmanın bir biçimidir.

Karpaz’ın, bölge halkına fayda sağlayacak şekilde gelişmesi ormanların peşkeşiyle değil doğanın, insan unsuru ile birlikte korunmasıyla mümkündür. Bunun kanıtı İskele bölgesindeki alçak orman arazilerine yapılan “yatırım”lardan bölge halkının değil sermayenin faydalanıyor olmasıdır.

Bağımsızlık Yolu olarak alçak orman arazilerinin yatırım maksatlı kiralanmasına kesinlikle karşıyız. Bu konudaki tutumumuz o kadar katidir ki, yanan orman arazilerinin dahi imara açılmasını önlenmesi için parti olarak yasa önerisi hazırlayarak 2022 yılında Meclis Başkanlığına da sunmuştuk.

Rejim partilerinin doğanın katledilmesi söz konusu olduğunda aynı yönde hareket etmelerinin nedeni, neoliberal politikaların icracısı olmalarından kaynaklıdır. Bu sebeple mevcut rejim partilerinin gerek Meclisteki koltuk sayısı gerekse hükümette hangisinin yer aldığı bir önem arz etmemektedir. CTP artık muhalefetteyken dahi gerçek iktidar odaklarını ürkütmemek için direnç gösteremeyecek kadar rejime entegre olduğunu bu olayda da göstermiştir.

Yeşil Barış Hareketi’nin davası akıbeti her ne olursa olsun haklıdır. Yasa Genel Kuruldan oylaması tamamlanarak geçse bile, alçak orman arazilerinin peşkeş çekilmesi hiçbir şekilde meşru değildir.

Katledilen her ormanın, kesilen her ardıç ağacının hesabının sorulması için, doğa düşmanı oy birliğinizi dağıtmak için Emekçinin Partisi olarak muhalefeti yükselteceğiz!

Alçak olan sadece icar edilecek orman arazileri değil, geleceğimizi ipotek altına alarak icra ettiğiniz siyasettir!

Bağımsızlık Yolu
Emekçinin partisi