
Emekçinin Partisi Bağımsızlık Yolu, sendikalar tarafından organize edilen genel grev süreci ile ilk günden beridir dayanışma içerisindedir. Hayat pahalılığı ödeneği, içinden geçtiğimiz kriz ve enflasyon ortamında emekçilerin alım gücünün kısmen de olsa korunması için geliştirilmiş bir önlemken; bu önlemin ona tam da en çok ihtiyaç duyulduğu zamanda dondurulması asla kabul edilemez.
Bir ekonomik dar boğazdan geçtiğimiz ve kamu bütçesinin de sıkıntı içerisinde olduğu herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Bütçeyi gider kalemlerinden, gider kalemlerini de maaşlardan ibaret gören rejim partilerinin geçmişte de günümüzde de kriz karşısında ilk işi emekçileri yoksullaştıracak kararlar almak olmuştur. Oysa partimizin savunduğu genişlemeci bütçe anlayışı, gelir kalemlerini arttırmaya odaklıdır.
Gelir kalemlerini arttırmanın birçok yolu vardır. Yıllardır vergiden muaf tutulan ayrıcalıklı kesimlerin vergilendirilmesi, üretim dışı alanlara verilen teşviklerin durdurulması, sermayeye sağlanan imtiyazların ve afların dondurulması, AKSA ve Ercan’ın kamulaştırılması ve ultra zenginlerden Servet Vergisi alınması gibi bir çırpıda sayılabilecek önlemler dururken; hükümetin elini maaşlı kesimlerin cebine atması asla kabul edilemez.
Emekçinin Partisi Bağımsızlık Yolu sendikalarımızın genel grev kararını ve direngen mücadelesini bu düşüncelerle sahiplenmiştir. Parçası olmaktan gurur duyduğumuz bu mücadelede polis şiddeti ve demokratik eylem hakkımızın engellenmesi girişimleri karşısında hepbirlikte omuz omuza direndik.
Halkın haklı öfkesi ve kararlılığı önünde duramayan Polis Teşkilatı, şimdi çeşitli davalar açarak bizleri sindirmeye, susturmaya, korkutmaya çalışmaktadır. Bu çerçevede birçok sendika üyesine onlarca dava okunmuştur. Örgütlenme Sekreterimiz Hasan Çağın Tezbaşar ve Dış İlişkiler Sekreterimiz Umut Ersoy başta olmak üzere, ikisi parti meclisimize mensup toplam yedi parti üyemiz de bu kişiler arasındadır. Barikatlar karşısında omuz omuza durduğumuz, birlikte sloganlar attığımız eylemci yoldaşlarımız ile birlikte yargılanmak bizim için onurdur. Bizleri sindirmek amacıyla açılan bu düzmece davalardan korkmuyoruz. Biliyoruz ki halkın vicdanı ve tarih önünde olduğu kadar mahkemede de mahkum olacak olan, bu baskıcı ve antidemokratik rejimdir. Bu rejimin köhne zihniyeti ve baskıları bizi yıldıramaz, olsa olsa mücadele azmimizi biler, keskinleştirir.
Partimiz Polis ve İtfaiye Teşkilatlarının derhal sivile bağlanması hedefini de bu vesileyle yeniden hatırlatmayı bir görev bilir. Teşkilata mensup birçok polis ve itfaiyeci, askeri bir disiplinle benimsemedikleri emirleri uygulamak zorunda kalmaktadırlar. Emirlere uymak istemeyenlerin, komutanlarından gördükleri aşağılayıcı muameleyi eylem alanında gözlerimiz gördü, kameralar kaydetti. Polis ve itfaiye emekçilerinin sendikalaşma hakkı için ilk adım, bu teşkilatların askeri vesayetten çıkarılıp, sivile bağlanmasıdır. Partimiz halkın demokratik eylem hakkı için de bunun vazgeçilemez bir talep olduğu düşüncesindedir.
Bağımsızlık Yolu bundan önceki eylemlerde olduğu gibi 13 Nisan Pazartesi de genel grevde sendikalarla omuz omuza mücadeleye katılacak, yargı sürecinde de son iki haftanın tarihe geçen onurlu mücadelesine yaraşır bir şekilde dimdik ve kararlı bir duruş sergileyecektir. Egemenler bizi biber gazı ile, jopla, tazyikli suyla, davayla sindiremeyeceğini, örgütlü bir halkı hiçbir kuvvetin yenemeyeceğini görecekler ve öğrenecekler. Öğreteceğiz!
Baskılar bizi yıldıramaz!
Krizin Bedelini Zenginler Ödesin!
Polis Sivile Bağlansın!
Bağımsızlık Yolu
Emekçinin Partisi