
Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan ve Bağımsızlık Yolu Parti Meclis Üyesi Cansu N. Nazlı, Emeğin Gündemi programına katılarak “Ceza Değişiklik Yasası” konusunu irdelediler.
Bağımsızlık Yolu Parti Meclis Üyesi Cansu N. Nazlı, hükümetin gündeme getirdiği Ceza Yasası ve Bilişim Suçları Yasası değişikliklerine ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu düzenlemelerin hem yasa yapım tekniği açısından hatalı olduğunu hem de ifade ve basın özgürlüğünü ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguladı.
Nazlı, hükümet partilerinin bu değişiklikleri belli muhalif kesimleri, gazetecileri ve basın emekçilerini susturmak amacıyla gündeme getirmiş olabileceğini belirterek, “İçeriğinden bağımsız olarak dahi bu düzenlemeler yasa yapım tekniği açısından yanlıştır. Yasalar genel ve soyut kurallardır, kişiye ya da belli kesimlere göre yapılmaz. Bugün hedef alınmak istenenler yarın olmayabilir; bu maddeler bambaşka kişilere karşı işletilebilir” dedi.
Düzenlemenin Yürürlüğe Girmesi Halinde Rüşvet, Yolsuzluk, Kara Para Aklama Haberleri, İnsan Hakları Örgütlerinin Raporları ve Araştırmacı Gazetecilik Suç Kapsamına Sokulabilecek
“Halk arasında korku ve endişe yaratmak niyetiyle gerçek dışı haber yayma” suçunu örnek veren Nazlı, bu maddenin kamuoyunda belli kişi ve kurumları susturmak amacıyla getirildiği yönünde yaygın bir kanaat olduğunu ifade etti. Bu niyetin var olup olmamasının kendileri açısından belirleyici olmadığını vurgulayan Nazlı, düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde rüşvet, yolsuzluk, kara para aklama haberlerinin, insan hakları örgütlerinin raporlarının ve araştırmacı gazeteciliğin suç kapsamına sokulabileceğini söyledi.
Nazlı, hükümet edenlerin bu tür düzenlemeleri yaparken hep iktidarda kalacaklarını varsaydıklarını ancak bunun ciddi bir yanılgı olduğunu belirtti. “Yarın muhalefete düştüğünüzde, bugün çıkardığınız bu yasalar sizin konuşmanızı da suç haline getirecek” diyen Nazlı, yasaların herkes için bağlayıcı olduğuna dikkat çekti.
“Yabancı devlet yetkililerine hakaret” suçuna ilişkin düzenlemeye de değinen Nazlı, bu maddenin protestoları, haberleri ve özellikle TC-kktc ilişkileri, protokoller ve dini dayatmalar konusunda yükselen toplumsal itirazları bastırmayı hedeflediğini ifade etti. Ancak kullanılan ifadelerin son derece muğlak olduğuna işaret eden Nazlı, sağ siyasetçilerin Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerine yönelik sert açıklamalarının da aynı kapsamda değerlendirilebileceğini vurguladı. “Kıbrıs Cumhuriyeti de bu yasaya göre yabancı bir devlettir. Bu düzenlemeler yarın sizi de hedef alabilir” dedi.
Yasalar Belli Kişi ya da Kurumları Hedef Alarak Değil, Kamu Yararı ve Toplumsal Düzen Gözetilerek Yapılmalı
Nazlı, yasaların belli kişi ya da kurumları hedef alarak değil, kamu yararı ve toplumsal düzen gözetilerek yapılması gerektiğini belirterek, mevcut düzenlemelerin bu ilkelere aykırı olduğunu söyledi. Muğlak ifadelerle suç kapsamının genişletildiğini vurgulayan Nazlı, İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığı yönündeki bir ifadenin dahi bu düzenlemelerle suç kapsamına sokulabileceğini belirtti.
Toplumsal muhalefetin geniş kesimlerinin ortak talebinin hakaret ve sövme suçlarının (zem ve kadih) ceza yasasından çıkarılması olduğunu hatırlatan Nazlı, mevcut hukuk sisteminde iftira ya da yalan iddiaları için tazminat davası yolunun zaten açık olduğunu söyledi. Bu tür ifadelerin ceza davasına dönüştürülmesinin ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğini vurguladı.
Hukuk davaları ile ceza davaları arasındaki farklara dikkat çeken Nazlı, ceza davalarının hapis ve adli para cezası tehdidi içerdiğini, bunun da ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yarattığını ifade etti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, ifadeden dolayı verilen en küçük para cezasını dahi ifade özgürlüğü ihlali olarak değerlendirdiğini hatırlatan Nazlı, bu nedenle söz konusu maddelerin tamamen ceza yasasından çıkarılması gerektiğini söyledi.
Ceza Yasasında Yapılmak İstenen Değişiklikler Türk Ceza Kanunu’ndan Birebir Kopyalandı
Nazlı, ceza yasasında yapılmak istenen değişikliklerin Türk Ceza Kanunu’ndan birebir kopyalandığını ve bu maddeler nedeniyle Türkiye’de çok sayıda insanın hapiste olduğunu belirtti. “Türkiye’de ne varsa burada da olacak anlayışının olumsuz örnekleri ülkemize taşınmak isteniyor” dedi.
Ayrıca bu maddelerin kapsamının genişletildiğini ve cezalarının ağırlaştırıldığını vurgulayan Nazlı, ifade özgürlüğü konusunda yerleşik içtihatların tamamen tersine bir düzenleme yapıldığını ifade etti. Kamuoyuna mal olmuş kişilerin eleştiriye daha açık olması gerektiğine dair AİHM ve Yüksek Mahkeme kararlarına rağmen, yeni düzenlemelerin yerli ve yabancı devlet yetkililerini sıradan yurttaşlardan daha fazla koruduğunu söyledi.
Bu maddelerin hiç uygulanmasa dahi yürürlükte olmasının bile başlı başına bir ifade özgürlüğü ihlali olduğunu vurgulayan Nazlı, Ali Kişmir’in yargılanmasını örnek göstererek, gazetecilerin ve muhaliflerin otosansüre zorlandığını belirtti. “Burada yargılanan sadece bir kişi değil, toplumun ifade özgürlüğüdür” dedi.
Ceza Davalarının Polis Tarafından Okunması da Ciddi Bir Sorun
Nazlı, ceza davalarının polis tarafından okunmasının da ciddi bir sorun olduğunu vurgulayarak, muğlak ve geniş kapsamlı maddelerin sosyal medya paylaşımları ya da köşe yazıları üzerinden polis takdiriyle işletilmesinin büyük bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Polisin hukuki muhakeme yetkinliği olmamasına ve askere bağlı bir yapı içerisinde olmasına dikkat çekti.
Yabancı devlet yetkililerine hakaret suçunun geçmişte Afrika Gazetesi’nin karikatür davası bağlamında değerlendirilmesi halinde hapis cezası sonucunu doğurabileceğini belirten Nazlı, benzer ifade ve karikatürlerin gelecekte ağır cezalarla karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.
Afrika Gazetesi’ne yönelik saldırı sonrasında toplumun geniş kesimlerinin ifade özgürlüğü için dayanışma gösterdiğini hatırlatan Nazlı, bu yasa değişikliklerinin farklı düşünenlerin sesini kısmayı hedeflediğini söyledi. Rosa Luxemburg’un “Özgürlük her zaman farklı düşünenin özgürlüğüdür” sözünü hatırlatan Nazlı, bu düzenlemelerin muhalefetin özgürlüğünü hedef aldığını vurguladı.
Polisin Mahkeme Kararı Olmaksızın Yurttaşların Trafik Bilgilerine Erişmesinin Önü Açılmak İsteniyor
Bilişim suçları yasasındaki değişikliklere de değinen Nazlı, polisin mahkeme kararı olmaksızın yurttaşların trafik bilgilerine erişmesinin önünün açılmak istendiğini, içeriklerin yargı kararı olmadan kaldırılmasının dayatıldığını ve BTHK’ya asgari ücretin 15 katına kadar para cezası verme yetkisi tanındığını belirtti. Bu düzenlemelerin yargı denetimini baypas ettiğini ve ciddi hak ihlallerine yol açacağını söyledi.
Nazlı, tüm bu nedenlerle söz konusu yasa değişikliklerine bütünüyle karşı olduklarını ve basın örgütleri öncülüğünde yürütülen toplumsal mücadelenin yanında olacaklarını ifade etti.