
Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Cansu N. Nazlı, Kanal T’de Efdal Keser’in sunduğu, Özel Yayın programının konuğu oldu. Nazlı, Ceza Yasasında yapılmak istenen değişiklikler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Ceza Yasasındaki Değişikliklerle Basın ve Muhalefet Sansürlenmek İsteniyor
Nazlı, Ceza Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklere insanların ifadelerinden dolayı alabilecekleri cezaların kapsamının artırıldığını ifade ederek zem ve kadihin suç olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı. Geçtiğimiz günlerde kurşunlanan otogaleri olayını anımsatan Nazlı, “halkın can ve mal güvenliğini tehdit eden konular varken hükümet bunlarla uğraşmak yerine, haber yapan insanları susturmak için Ceza Yasası’nda değişiklik yapmak istiyor” dedi. Nazlı yapılmak istenen değişikliklerin kamu yararına olmadığını, basın ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinin altını çizerek hükümetin amacını, basının ve muhalefeti sansürlemek olarak niteledi.
Suç ve Ceza İçeren Kuralların Somut Olması Gerek
Ceza Yasasının 50. Maddesindeki değişikliğin daha çok kamuoyunda tartışıldığını dile getiren Nazlı, bu maddede yapılmak istenen değişikliği “sadece belli bir kesimi susturmak için yapılıyor gibi göründüğünü” söyledi. Nazlı, her şeyden önce bunun yasa yapma tekniği açısından sıkıntılı olduğunu ifade ederek suç ve ceza içeren kuralların somut olması gerektiğini vurguladı. Nazlı, zem ve kadih davalarında hukuk yoluna gidilmesinin öneminden bahsederek yasaya eklenen “bilmesi gerekir” ifadesinin hukuki bir prensip olduğunu söyledi. “Hukuki bir prensip, cezai bir prensip gibi ceza davasının içerisine koyuluyorsa yargıç onu dikkate almak zorundadır. Bu ifadeden dolayı mahkumiyet ihtimali artıyor” ifadelerini kullanan Nazlı, hukuki ve cezai prensiplerin nitelik farkı olduğunu söyledi ve bunun art niyetli bir davranış olduğunu ekledi.
Basının denetleme görevi olduğunu da belirten Nazlı, gazetecinin veya gazetenin kamuoyunun yararına ürettiği içeriği “devlet kurumunun, kamu görevlisinin itibarını zedeliyor” niteliğiyle suç kabul edip cezalandırma yolu seçilerek basının engellendiğini aktardı. Nazlı, bunun kabul edilemez olduğunu vurgulayarak maddelerdeki değişikliklerinin ucunun açık olmasının endişe verici olduğunu söyledi. Ayrıca Nazlı, ceza davalarını polisin okuduğuna dikkat çekerek polislerin bu yönde hukuki yetkinliği olmadığını söyledi.
Kendi Hakkımızı Savunma Hakkımız, Kısıtlı Bırakılmaya Devam Ediyor
Nazlı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi iştiraklerine göre siyasi figürlerin eleştiriye daha açık olması gerektiğini ifade ederek, 68. Maddedeki değişiklikleri yorumladı. Mehmet Ali Talat döneminde cumhurbaşkanlığına hakaret maddesinde yapılan değişikliği hatırlatan Nazlı, “aslında kaldırılması gereken madde güncellenerek yürürlüğe sokuldu ve bundan en çok Ersin Tatar yararlandı” dedi.
Nazlı, 68. Maddede “yabancı devletin hükümdarı, prensi” ibaresini “yabancı bir devletin herhangi bir temsilcisi” olarak değiştirildiğini söyledi ve “bunu TC Elçiliği önünde yapılan bir protesto yüzünden birine dava okunabilir” şeklinde değerlendirdi. Nazlı, madde değişikliklerinin suç kapsamı genişletildiği halde müdafaa kısımlarına dokunulmadığına da dikkat çekerek “kendi hakkımızı savunma hakkımız kısıtlı bırakılmaya devam ediyor. Bu değişiklikler yasallaşırsa daha fazla yazı, karikatür vs. dava edilecek, dava yağmurlarının kapısı aralanacak” dedi.
İnsanların Fikirlerinin Suç Sayılması 2026 Yılında Kabul Edilemez
Nazlı “İfade özgürlüğünün sınırlarının bu kadar kırılgan olmaması gerekiyor. İnsanların fikirlerinin suç sayılması 2026 yılında kabul edilemez. Biz bu maddelerden kurtulmaya çalışırken daha da genişletiyorlar” ifadelerini kullandı. Yasa değişikliği ile toplumun bütün kesimlerinin tehdit altında olduğunu söyleyen Nazlı, zem ve kadih davalarının suç olmaktan çıkarılması gerektiğini yineleyerek hukuk ve ceza davaları arasındaki farkı aktardı.
Bilim Suçları Yasasındaki Değişiklikler Kişisel Verilerin ve Özel Hayatın Gizliliğinin Korunmasını Tahliye Atıyor
Nazlı, Bilişim Suçları Yasası değişikliği ile ilgili de değerlendirmelerde bulunarak iki tane tehlikeli madde olduğunu söyledi. “Yasaya, polisin trafik bilgilerine mahkeme emri olmadan erişebilmesiyle ilgili bir madde konmuş. Trafik bilgisi hangi siteye girip ne kadar süreyle kaldığımızı içeren veriler.” şeklinde konuşan Nazlı, polisin mahkeme emri olmadan trafik bilgilerine erişmesinin hem kişisel verilerin korunması hem de özel hayatın gizliliğinin korunması açısından sıkıntılı olduğunun altını çizdi.
Nazlı, diğer tehlikeli maddeyi ise “BTHK’ya idari para cezası verme yetkisi içeren maddelerin çoğaltılması” olarak açıklayarak, böylelikle BTHK’nın vermiş olduğu talimat yerine getirilmediği takdirde asgari ücretin 14 katına kadar idari para cezası verebileceğini söyledi. Nazlı, BTHK’nın idari bir organ olarak bu kadar fazla yetkiye sahip olmasını tehlikeli olarak değerlendirdi.