Nazlı: Fatura Halka Kesilirken Büyük Sermaye Korunuyor!

Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, Kuzey Kıbrıs TV’de Ahmet Kaptan’ın sorularını yanıtladı. Nazlı, katıldığı programda hükümetin borçlanma politikaları, servet vergisi, hayat pahalılığı, enerji, sağlık ve eğitim alanındaki sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hükümetin ekonomi politikalarının kamuyu borçlandırırken büyük sermayeyi koruduğunu belirterek, emekçilerin her geçen gün daha fazla yoksullaştığını vurguladı.

Mali Tablonun Temel Nedeni Sermayenin Çıkarlarının Halkın Çıkarlarının Önüne Konulması

Hükümetin son borçlanmasına ilişkin konuşan Nazlı, bunun yalnızca bugünü değil gelecek kuşakları da etkileyen bir tercih olduğunu söyledi. Bu borçlanmayla çocuklarımızın geleceğini ipotek altına alındığını ifade eden Nazlı, “Kamunun içine düşürüldüğü mali tablonun temel nedeni büyük sermayenin çıkarlarının halkın çıkarlarının önüne konulması” olduğunun altını çizdi. Nazlı, emekçiler vergilerini düzenli öderken büyük sermaye sahiplerinin vergi afları ve muafiyetlerle korunmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, borçlanmanın bedelini yine halkın ödediğini vurguladı.

Büyük Sermayeye Tanınan Muafiyetlerin Kaldırılması Kamu Bütçesinde Ciddi Gelir Sağlar

Nazlı, “kamu bütçesinin içine sürüklendiği krizin temel nedenlerinden biri büyük sermayeye sağlanan teşvik ve muafiyetler” şeklinde konuşarak özel üniversiteler, büyük otel zincirleri ve büyük özel hastanelerin çeşitli vergi muafiyetlerinden yararlanmaya devam ettiğini belirtti. Nazlı, küçük işletmelerin desteklenmesine karşı olmadıklarını ancak büyük sermaye gruplarına kamu kaynaklarının aktarılmasının sürdürülemez olduğunu ifade etti. Ayrıca Nazlı, yalnızca bu muafiyetlerin kaldırılmasıyla bile kamu bütçesine ciddi gelir sağlanabileceğinin altını çizdi.

Ultra Zenginlerden Servet Vergisi Alınmalı

Bağımsızlık Yolu’nun uzun zamandır yükselttiği talebi olan Servet Vergisi önerisini de ayrıntılı biçimde anlatan Nazlı, talebin işletmelere yönelik yeni bir vergi olmadığını vurguladı. “Servet vergisi ultra zenginlerin kişisel servetinden alınmalıdır” diyen Nazlı, ekonomiye kazandırılmamış kişisel servetlerden bir defaya mahsus vergi alınmasını önerdiklerini söyledi. Bağımsızlık Yolu’nun güncellenen önerisine göre servet vergisinin 2 milyon sterlinden başlayan kişisel servetler için uygulanacağını belirten Nazlı, bu kaynağın kamusal sağlık, eğitim, toplu taşımacılık ve barınma hizmetlerinin finansmanında kullanılabileceğini ifade etti.

Fatura Halka Kesilirken Büyük Sermaye Korunuyor

Nazlı, hayat pahalılığı ve kamu maliyesi üzerine değerlendirmelerde bulunarak hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarının bilinçli tercihler olduğunu söyledi. “Bu halkın önüne büyük sermayenin çıkarını koyan siyasi bir tercihtir” ifadelerini kullanan Nazlı, elektrikten eğitime, sağlıktan ulaşıma kadar pek çok alanda faturanın halka kesildiğini, buna karşın büyük sermaye gruplarının korunmaya devam edildiğini belirtti.

Kalecik Kamulaştırılmalı, AKSA ile Sözleşme Feshedilmeli

Elektrik alanındaki sorunlara da değinen Nazlı, AKSA ile yapılan sözleşmenin halkın sırtına yük olduğunu söyledi. “Kalecik kamulaştırılmalı AKSA ile sözleşme feshedilmelidir” diyen Nazlı, Bağımsızlık Yolu’nun bu konuda yasa önerisini Meclis’e sunduğunu hatırlattı. Kalecik Santrali’nin kamulaştırılmasıyla birlikte elektrik üretiminin kamu eliyle yapılabileceğini belirten Nazlı, belirli bir kullanım miktarına kadar elektriğin temel insan hakkı kapsamında ücretsiz sunulmasının dahi mümkün olabileceğini ifade etti.

Kamudaki Hak Kayıpları Özel Sektörde Daha Ağır Sonuçlar Doğuruyor

Hayat pahalılığı ve ücret politikalarını değerlendiren Nazlı, kamu çalışanları ile özel sektör emekçilerinin çıkarlarının ortak olduğunu vurguladı. “Emekçilerin derdi geçim, rejim siyasetinin derdi seçim” diyen Nazlı, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi gerektiğini yineledi. Hayat pahalılığının hem kamu maaşlarına hem de asgari ücrete eksiksiz yansıtılması gerektiğini belirten Nazlı, kamudaki hak kayıplarının özel sektörde daha ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Nazlı ayrıca özel sektörde sendikalaşma oranının yüzde 1’in altında olduğuna dikkat çekerek, emekçilerin ortak mücadele etmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

Hayatı Ucuzlatmanın Yolu Kamusal Hizmetleri Güçlendirmek

Nazlı, ücret artışlarının tek başına yeterli olmayacağını belirterek kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Hayatı ucuzlatmanın yolu kamusal hizmetleri güçlendirmektir” diyen Nazlı, ücretsiz ve nitelikli eğitim, sağlık ve toplu taşımacılık hizmetlerinin yaygınlaştırılması halinde halkın cebinden çıkan harcamaların önemli ölçüde azalacağını ifade etti. Kamusal hizmetlerin finansmanının ise büyük sermayeden alınacak servet vergisi ve kaldırılacak teşviklerle sağlanabileceğini yineledi.

Devlet Hastaneleri Bilinçli Şekilde Personel ve Ekipman Açısından Yetersiz Bırakılıyor

Sağlık sistemindeki sorunlara da değinen Nazlı, mevcut sağlık bütçesinin büyük bölümünün özel hastanelere sevk uygulamaları yoluyla aktarıldığını söyledi. “Sağlık bütçesi halk için değil özel hastaneler için kullanılıyor” diyen Nazlı, devlet hastanelerinin bilinçli bir şekilde personel ve ekipman açısından yetersiz bırakıldığını ifade etti. MR cihazlarından sağlık personeli istihdamına kadar yapılması gereken yatırımların kamu sağlık sistemine yönlendirilmesi gerektiğini belirten Nazlı, nüfus planlamasının da sağlık altyapısının sürdürülebilirliği açısından zorunlu olduğunu söyledi.

Öğretmen Akademisi’nin Altının Oyulmasına İzin Vermeyeceğiz

Cansu N. Nazlı, kamusal sağlık gibi kamusal eğitimdeki sıkıntılara da işaret ederek devlet okullarında dahi eğitimin fiilen ücretsiz olmaktan çıktığını belirtti. Özellikle Atatürk Öğretmen Akademisi’yle ilgili son yasa düzenlemesine değinen Nazlı, “Öğretmen Akademisi’nin altının oyulmasına izin vermeyeceğiz” dedi ve Akademi’nin ücretsiz, nitelikli öğretmen yetiştiren ve sendikal hakların korunduğu önemli bir kurum olduğunu ifade etti. Geçici öğretmenler gerekçe gösterilerek Akademi’nin işlevsizleştirilmeye çalışıldığını söyleyen Nazlı, öğretmenlik diplomasının kısa süreli programlarla verilmesinin hem öğretmenlere hem de öğrencilere haksızlık olacağını vurguladı.