Özkızan: Hayat Pahalılığı Meselesi Kamu Çalışanları Kadar, Hatta Daha Fazla Özel Sektör Emekçilerini Etkileyecek

Hayat pahalılığı meselesinin kamu çalışanları kadar, hatta daha fazla özel sektör emekçilerini etkilediğini dile getiren Özkızan, bu nedenle özel sektör çalışanlarının taleplerine ve mücadelesine sahip çıkan bir parti ve sendikanın birlikte temsil edilmesinin anlamlı olduğunu kaydetti.

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Bağımsızlık Yolu Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy ve HAKSEN Başkanı Salih Erşangil Emeğin Gündemi programına katılarak son günlerde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan: Bu Düzeni Yönetecek Değil, Değiştirecek Bir Mücadeleye İhtiyaç Var

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, yaptığı açıklamada, sendikal hareket ile Bağımsızlık Yolu’nun ortaklaştığı temel noktanın özel sektör emekçilerinin mücadelesini merkeze almak olduğunu vurguladı. Özkızan, HAKSEN’in bir kamu sendikası olmasına rağmen yalnızca kendi üyelerinin değil, başta özel sektör çalışanları olmak üzere tüm emekçilerin sorunlarını gündeme taşıyan bir çizgi izlediğini belirterek, bunun önemli bir sınıf siyaseti örneği olduğunu ifade etti.

Hayat Pahalılığı Meselesi Kamu Çalışanları Kadar, Hatta Daha Fazla Özel Sektör Emekçilerini Etkileyecek

Hayat pahalılığı meselesinin kamu çalışanları kadar, hatta daha fazla özel sektör emekçilerini etkilediğini dile getiren Özkızan, bu nedenle özel sektör çalışanlarının taleplerine ve mücadelesine sahip çıkan bir parti ve sendikanın birlikte temsil edilmesinin anlamlı olduğunu kaydetti.

Özkızan, sendikalara yönelik “halkın güveni kalmadı” söylemini eleştirerek, sendikaların doğrudan halkın kendisi olduğunu söyledi. Sendikalardaki bireylerin kamu çalışanları olduğuna dikkat çeken Özkızan, sendikaların hata yapabileceğini ancak bunun tümden güvensizlik gerekçesi haline getirilmesinin doğru olmadığını ifade etti. Son yıllarda kamu sendikalarının özel sektör emekçilerini de gözeten adımlar attığını belirten Özkızan, bu emeğin görmezden gelinmemesi gerektiğini vurguladı.

Sendikalara yönelik eleştirilerin abartıldığını ifade eden Özkızan, asıl sorgulanması gerekenin hükümetler, büyük sermaye çevreleri ve patron örgütleri olduğunu söyledi. “Sendikalara mı güven yok, yoksa hükümetlere ve ultra zenginlere mi?” sorusunu yönelten Özkızan, tartışmanın bu noktada netleşmesi gerektiğini dile getirdi.

Mevcut Hükümet Toplumsal Desteği Kaybetti

Mevcut hükümetin toplumsal desteğini büyük ölçüde kaybettiğini belirten Özkızan, hükümetin son dönemde üst üste seçim yenilgileri aldığını ve kendi tabanı içinde dahi ciddi bir destek kaybı yaşadığını ifade etti. Buna rağmen hükümetin ayakta kalabilmesinin sorgulanması gerektiğini vurgulayan Özkızan, bu sorunun yanıtının ülkedeki gerçek iktidar yapısında yattığını söyledi.

Özkızan’a göre ülkede iktidar yalnızca hükümetten ibaret değildir. Asıl belirleyici güçlerin büyük sermaye grupları, patron örgütleri ve Ankara’daki hükümetler olduğunu ifade eden Özkızan, mevcut hükümetin bu güçler tarafından ayakta tutulduğunu belirtti. Bu yapının aynı zamanda UBP, DP ve YDP’den oluşan hükümet blokunu da desteklediğini dile getirdi.

CTP Mevcut Düzene Gerçek Bir Alternatif Oluşturmuyor

Açıklamasında muhalefete de değinen Özkızan, CTP’nin mevcut düzene gerçek bir alternatif oluşturmadığını savundu. CTP’nin ekonomi politikalarında hükümetten farklı bir çizgi ortaya koymadığını ileri süren Özkızan, partinin büyük sermaye ile uyumlu bir siyaset izlediğini ve Ankara ile ilişkilerde de benzer bir yaklaşım sergilediğini ifade etti.

CTP’nin servet vergisi, özel sektörde sendikalaşma ve asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi gibi temel konularda somut bir duruş ortaya koymadığını belirten Özkızan, bu nedenle mevcut düzenin değişmeden devam ettiğini söyledi.

Bu koşullar altında hükümetin değişmemesinin temel nedeninin, onu ayakta tutan güç yapısının varlığını sürdürmesi olduğunu ifade eden Özkızan, meclis içi muhalefetin bu yapıyı karşısına almak yerine onunla uyumlu hareket etmeye çalıştığını dile getirdi.

Çözüm Mevcut Düzeni Daha İyi Yönetmek Değil, Bu Düzeni Değiştirmekten Geçiyor

Özkızan, çözümün mevcut düzeni daha iyi yönetmek değil, bu düzeni değiştirmekten geçtiğini belirterek, bunun da güçlü bir siyasal mücadele ile mümkün olacağını söyledi. Bu mücadelenin temel başlıklarının özel sektörde sendikalaşma, servet vergisi ve krizin bedelinin emekçiler yerine büyük sermayeye ödetilmesi olduğunu ifade etti.

Son olarak Özkızan, son 15 yılda farklı hükümet kombinasyonlarının değişmesine rağmen emekçilerin sorunlarının derinleştiğini belirterek, aynı döngünün devam etmemesi için alternatif bir siyasal hattın inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Bağımsızlık Yolu Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy: Toplumda Biriken Öfke, Kararlı Bir Direnişe Dönüştü

Bağımsızlık Yolu Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy, grev ve eylemlere ilişkin yaptığı değerlendirmede, sahada güçlü bir kararlılık gözlemlediklerini belirterek, yaşanan sürecin yalnızca hayat pahalılığıyla sınırlı olmadığını, uzun süredir biriken siyasal ve ekonomik sorunların sonucu olduğunu vurguladı.

Ersoy, külliye önünde gerçekleştirilen eylemlerin artık “alışılmış” hale geldiğini ve toplumun bu eylemler üzerinden deneyim kazandığını ifade etti. Bu son eylemde farklı noktalardan yürüyüşlerle ortak bir alanda buluşulmasının ve yolların doldurulmasının, direniş açısından önemli bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.

Toplumda ciddi bir öfke birikimi olduğunu kaydeden Ersoy, bu öfkenin hükümetin halk aleyhine aldığı kararlara karşı güçlü bir “yeter” tepkisine dönüştüğünü belirtti.

Son Yıllardaki Mücadeleler Sayesinde Kamu ve Özel Sektör Emekçilerinin Hakları Arasında Bağ Kurulmaya Başlandı

Ersoy, mevcut tartışmaların geçmişten bağımsız olmadığını hatırlatarak, 2024 Aralık ayında hükümetin hayat pahalılığı düzenlemesine karşı sendikaların yoğun eylemleri sonucunda geri adım atıldığını anımsattı. O dönemde “herkese yayılmayan hakkın kimseye kalmayacağı” uyarısını yaptıklarını ifade eden Ersoy, ardından hayat pahalılığı oranının tam yansıtılmaması ve sadece TÜFE oranının dikkate alınmasının benzer bir yaklaşım olduğunu söyledi.

2025 Ocak ayında sendikaların özel sektör emekçileri için ilk kez grev örgütlediğini belirten Ersoy, Haziran ayında asgari ücret belirlenirken de benzer tartışmaların yaşandığını hatırlattı. Sermaye örgütlerinin hayat pahalılığı yerine TÜFE oranını savunduğunu dile getiren Ersoy, son yıllardaki mücadeleler sayesinde kamu ve özel sektör emekçilerinin hakları arasında bağ kurulmaya başlandığını ifade etti.

2010’lu yıllarda asgari ücretin uzun süre belirlenmemesi ya da düşük artışlarla geçiştirilmesi gibi örneklerin bulunduğunu belirten Ersoy, son yıllarda oluşan toplumsal basıncın bu tabloyu değiştirdiğini söyledi.

Hükümet Emekçilerin Cebine Yöneldi

Ersoy, hükümetin ekonomik kriz karşısında tercihini emekçilerden yana değil, sermayeden yana kullandığını savunarak, kamu ve özel sektör emekçilerinin çıkarlarının ortaklaştığı bir zeminde hükümetin doğrudan emekçilerin cebine yöneldiğini ifade etti.

Bu süreçte geçmişe kıyasla daha az bölünme yaşandığını, her ne kadar bazı ayrışmalar görülse de hükümete yönelik öfkenin büyüklüğü nedeniyle grevin güçlü bir kamuoyu desteğiyle gerçekleştiğini belirtti.

Kararlar Topluma Anlatılmıyor

Hükümetin aldığı kararları toplum nezdinde tartıştırmadığını söyleyen Ersoy, farklı yetkililerin aynı konuda çelişkili açıklamalar yaptığını ifade etti. Kimi açıklamalarda “tasarruf”, kimilerinde “bütçe açığı”, kimilerinde ise “gelecekteki belirsizlikler” gerekçe gösterildiğini belirten Ersoy, hükümetin politikalarını net ve tutarlı şekilde savunamadığını dile getirdi.

Sınıfsal Tercih Açık: Sermaye Korunuyor

Ersoy, ekonomik tercihlerde belirleyici olanın sınıfsal yaklaşım olduğunu vurgulayarak, akaryakıt fiyatları üzerinden çarpıcı veriler paylaştı. Brent petrol fiyatlarının son yıllarda düşmesine rağmen bunun pompa fiyatlarına yansımadığını, buna karşın ciddi zamlar yapıldığını belirtti.

Aynı dönemde dövizdeki artışın da yapılan zamları açıklamaya yetmediğini ifade eden Ersoy, akaryakıt ithalatçılarının satış miktarlarının önemli ölçüde arttığını ve yüksek kârlar elde ettiğini söyledi. Bu kârların emekçilerin ürettiği değer üzerinden elde edildiğini vurgulayan Ersoy, hükümetin bu kârlara dokunmak yerine emekçilerin gelirine yöneldiğini söyledi.

Sorun Bütçenin Gelir Tarafında

Bütçe tartışmalarında sadece açıkların konuşulduğunu belirten Ersoy, esas meselenin gelirlerin nasıl toplandığı olduğunu ifade etti. Bağımsızlık Yolu’nun genişlemeci bütçe anlayışını savunduğunu hatırlatan Ersoy, ekonomik büyümeye rağmen bu büyümenin halka yansımadığını söyledi.

kktc ekonomisinin son yıllarda dünya ortalamasının üzerinde büyüdüğünü, özellikle inşaat sektöründe yüksek oranlı artışlar yaşandığını belirten Ersoy, buna rağmen büyük şirketlerin yeterince vergilendirilmediğini dile getirdi. Büyük sermaye gruplarının düşük vergi ödediğini ya da zarar gösterdiğini açıklamasının dikkat çekici olduğunu söyledi.

Hayatı Ucuzlatmanın Yolu Kamusal Politikalar

Ersoy, çözümün yalnızca maaş artışları olmadığını belirterek, temel ihtiyaçların kamu eliyle karşılanmasının esas olması gerektiğini ifade etti. Özel okullar başta olmak üzere büyük sermaye gruplarına sağlanan teşvik ve vergi muafiyetlerinin kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Küçük esnafın zor durumda olduğunu belirten Ersoy, teşviklerin büyük sermayeye değil, küçük ve orta ölçekli işletmelere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sigorta prim desteklerinin sınırlandırılması gerektiğini de dile getirdi.

Belirleyici Olan Güç İlişkileridir

Hükümeti hukuk ve etik dışı davranmakla eleştiren Ersoy, mevcut sistemde belirleyici olanın hukuk değil güç ilişkileri olduğunu savundu. Emekçilerin bu düzen karşısında örgütlenerek güçlenmesi gerektiğini ifade etti.

CTP Çözüm Üretmiyor

Muhalefete de eleştiriler yönelten Ersoy, CTP’nin somut çözüm önerileri ortaya koymadığını söyledi. Sadece “kriz yönetimi değil” söyleminin yeterli olmadığını belirten Ersoy, mevcut düzenin sadece yönetici değişikliğiyle dönüşmeyeceğini ifade etti.

Ersoy, emekçilerin kendi siyasal ve bağımsız örgütlenmeleriyle alternatif bir düzen kurması gerektiğini belirterek, bunun dışında bir çıkış yolu olmadığını sözlerine ekledi.

HAKSEN Başkanı Salih Erşangil: Bu Öfke Sadece Bir Yasaya Değil, Biriken Tüm Politikalara Karşıdır

HAKSEN Başkanı Salih Erşangil, grev ve eylem sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, eyleme katılımın yüksek olduğunu ve alanda hükümete yönelik güçlü bir öfke gözlemlediklerini belirtti. Erşangil, eyleme katılanların yalnızca hayat pahalılığına ilişkin yasa nedeniyle değil, hükümetin uzun süredir attığı adımların yarattığı birikmiş tepkiyle orada bulunduğunu vurguladı.

 Bu Yasa Tüm Toplumu Etkiliyor

Erşangil, söz konusu düzenlemenin yalnızca kamu çalışanlarını değil; özel sektör emekçilerini, emeklileri, dar gelirli kesimleri ve sosyal yardım alanları da doğrudan etkileyeceğini belirtti. Bu nedenle farklı kesimlerin ortak mücadele yürütmesinin hayati önemde olduğunu vurguladı.

Hükümetin yasa gerekçesi olarak savaş, petrol fiyatları ve ekonomik belirsizlikleri öne sürdüğünü ifade eden Erşangil, buna rağmen aynı yetkililerin kısa sürede savaşın biteceğini öngördüğünü hatırlatarak bu yaklaşımın çelişkili olduğunu söyledi. Krizin yalnızca güncel gelişmelerle açıklanamayacağını, uzun süredir yanlış ekonomi politikaları ve borçlanma anlayışıyla bugüne gelindiğini dile getirdi.

Çözüm Kamusal Hizmetleri Güçlendirmektir

Sendika olarak hükümete öneriler sunduklarını belirten Erşangil, kamu kaynaklarının eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu alanlarda kalite artırıldığında halkın özel sektöre yönelmek zorunda kalmayacağını, böylece hane harcamalarının azalacağını söyledi.

Toplu taşıma eksikliğine de dikkat çeken Erşangil, hükümetin akaryakıt fiyatlarından şikayet etmesine rağmen kamusal ulaşım konusunda somut adım atmadığını ifade etti. Gerekli finansmanın ise servet vergisi ve büyük sermayeden etkin vergi toplanması yoluyla sağlanabileceğini dile getirdi.

Ancak bu önerilerin hükümet tarafından dikkate alınmadığını belirten Erşangil, yapılan toplantılarda yetkililerin söylenenleri dinlemediğini ve sürecin başından itibaren yasanın geçirilmesinde ısrarcı olduklarını söyledi.

Kısa Sürede Örgütlendik ve Greve Gittik

Toplantının ardından sendikaların hızla bir araya gelerek eylem kararı aldığını belirten Erşangil, kısa sürede örgütlenerek grev ilan ettiklerini ve sokağa çıktıklarını ifade etti.

Başbakan ile yapılan görüşmenin de sonuçsuz kaldığını dile getiren Erşangil, hükümetin yine aynı gerekçeleri tekrarladığını ve sendikaların taleplerine karşılık vermediğini söyledi. Sendikaların, krizin faturasının emekçilere kesilmesine karşı çıktığını ve sermayeye dokunulmadan yapılan kesintilerin kabul edilemez olduğunu açık şekilde ifade ettiklerini belirtti.

Eğitim ve Sağlıkta Sorunlar Halkı Özel Sektöre İtiyor

Erşangil, kamusal hizmetlerdeki yetersizliklerin halkı özel sektöre mecbur bıraktığını vurguladı. Okullarda sınıf mevcutlarının yüksek olması, tam gün eğitimin bulunmaması ve ailelerin çalışma koşulları nedeniyle çocukların bakım sorunu yaşadığını belirtti. Bu durumun aileleri özel okullara yönlendirdiğini ve ciddi mali yük yarattığını ifade etti.

Sağlık alanında da benzer sorunların yaşandığını söyleyen Erşangil, kamu hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle vatandaşların özel sağlık hizmetlerine yönelmek zorunda kaldığını, bunun da yüksek maliyetler doğurduğunu belirtti. Özel sektörde çalışanların izin ve rapor kullanma konusunda yaşadığı zorlukların da bu tabloyu ağırlaştırdığını dile getirdi.

Sermaye Korunuyor, Yük Emekçiye Yükleniyor

Erşangil, hükümetin büyük sermaye gruplarından yeterli vergi toplamadığını, buna karşın bu kesimlere teşvikler ve muafiyetler sağladığını söyledi. Devlet arazilerinin uzun süreli kiralamalarla fiilen devredildiğini ifade eden Erşangil, buna karşılık ekonomik sıkıntı dönemlerinde ilk olarak emekçilerin gelirine müdahale edildiğini belirtti.

Geçmişte yaşanan krizlerde de benzer şekilde emekçilerin fedakârlık yaptığını hatırlatan Erşangil, yangınlar, doğal afetler ve ekonomik krizlerde halkın her zaman destek verdiğini, ancak sermaye kesiminin aynı sorumluluğu üstlenmediğini söyledi.

Görüşmeler Sonuçsuz Kaldı, Yasa Dayatıldı

Sendikaların hükümet yetkilileriyle yaptığı görüşmelerin sonuçsuz kaldığını ifade eden Erşangil, yapılan toplantılarda somut bir ilerleme sağlanamadığını belirtti. Kurulan kriz komitesinde de sendikaların önerilerinin kabul edilmediğini, hükümetin yasayı geçirme konusunda ısrarcı olduğunu söyledi.

Meclis sürecinde yaşanan gelişmelere de değinen Erşangil, ilk etapta oturumun ertelenmesini iyi niyet göstergesi olarak değerlendirdiklerini ve grevi askıya aldıklarını ifade etti. Ancak ardından yasa gücünde kararname çıkarılmasının sendikalar açısından “ters köşe” olduğunu belirtti.

Sendikalar Mücadeleyi Büyüyerek Sürdürecek

Yasa gücünde kararnameye karşı hukuki süreç başlattıklarını açıklayan Erşangil, konuyu mahkemeye taşıdıklarını ve eylemlerin devam edeceğini söyledi. Ticaret Odası önünde protesto, siyah çelenk eylemi gerçekleştirdiklerini ve yeni kitlesel eylemler planladıklarını belirtti.

Erşangil, hükümetin meclisi devre dışı bırakarak kararname çıkarmasını demokrasiye aykırı olarak nitelendirerek, son dönemde çıkarılan yasaların genel olarak halkın değil, büyük sermayenin çıkarına olduğunu savundu.

Son olarak sendikaların mücadeleyi büyüteceğini ifade eden Erşangil, “Gerekirse genel grev dahil her türlü eylemi hayata geçireceğiz. Halkımız sendikaları artık daha fazla sahada görecek” dedi.