Özkızan: Son 15 Yılda Tüm Hükümetler, Hangi Partiden Olursa Olsun, Asgari Ücrete Hayat Pahalılığının Altında Artış Verdi

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan “UBP, DP, YDP, CTP, TDP ya da diğer partiler… Hükümet olmuş tüm partiler döneminde asgari ücret artışları hayat pahalılığının altında kalmıştır. Bu nedenle mesele yalnızca bugünkü hükümetin değil, hükümetleri aşan yapısal bir sorundur” dedi.

Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu ve Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Emeğin Gündemi programına katılarak “Asgari Ücret” konu başlığını irdelediler.

Özkızan: Son 15 Yılda Tüm Hükümetler, Hangi Partiden Olursa Olsun, Asgari Ücrete Hayat Pahalılığının Altında Artış Verdi

Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, son 15 yılda görev yapan tüm hükümetlerin, hangi partiden olursa olsun, asgari ücrete hayat pahalılığının altında artış verdiğini hatırlattı. “UBP, DP, YDP, CTP, TDP ya da diğer partiler… Hükümet olmuş tüm partiler döneminde asgari ücret artışları hayat pahalılığının altında kalmıştır. Bu nedenle mesele yalnızca bugünkü hükümetin değil, hükümetleri aşan yapısal bir sorundur” dedi.

Çözüm olarak asgari ücretin kamudaki en düşük maaşa eşitlenmesi ve hayat pahalılığı oranında otomatik artışa bağlanması gerektiğini vurgulayan Özkızan, bu düzenlemenin hayata geçirilmesi halinde hükümetlerin hata yapma ihtimalinin ortadan kalkacağını ifade etti.

Büyük Sermayedarlar Esnafın Arkasına Saklanıyor

Özkızan, büyük sermayedarların sıklıkla esnafın arkasına saklandığını belirterek, küçük işletmelere yönelik teşvik önerilerinin büyük işletmeler tarafından engellendiğini söyledi. Yanında 10 kişiden az çalışanı olan işletmelerin sistem içinde desteklenebileceğini, ancak büyük sermaye gruplarının bu ayrımın yapılmasına karşı çıktığını kaydetti. Özkızan “Esnaf zor durumda deniyor ama esnafı gerçekten savunan çözümler gündeme geldiğinde, büyük sermaye buna karşı çıkıyor. Bu açık bir iki yüzlülüktür” dedi.

Asgari ücret masası her kurulduğunda patron temsilcilerinin ‘asıl mesele hayatı ucuzlatmaktır’ söylemini gündeme getirdiğini belirten Özkızan, “Asgari ücret konuşulmadığı dönemlerde hayatın pahalı olduğu kimsenin aklına gelmez. Masalar kurulduğunda ise birden hayatı ucuzlatmak hatırlanır” ifadelerini kullandı.

Emekçilerin Haklarını Alabilmesinin Yolu Örgütlenmekten Geçiyor

Özkızan, emekçilerin haklarını alabilmesinin yolunun örgütlenmekten geçtiğini vurguladı. Büyük sermaye çevrelerinin sayıca az olmalarına rağmen örgütlü olduklarını söyleyen Özkızan, “Onlar kapalı kapılar ardında örgütlüdür. Biz ise sayıca çoğunluğuz ama örgütsüzüz. Sendikalarda, iş yerlerinde, mahallelerde ve siyasal alanda örgütlü mücadele yürütmeden haklarımızı alamayız” dedi.

Aktif ve sürekli bir örgütlü mücadelenin gerekliliğine dikkat çeken Özkızan, “Birilerine oy verip her şeyi onların düzeltmesini beklemek yetmez. Haklı olanın kazanması için mücadele etmek gerekir. Aksi halde hakkımızı alamadıkça kendi kendimizi tüketmeye devam ederiz. Çözüm; örgütlenmek ve birlikte mücadele etmektir” diye konuştu.

Rahvancıoğlu: İşverenler Sendikası Küçük İşletmeleri Gerçek Anlamda Temsil Etmiyor

Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, asgari ücretin belirlenme periyotlarının yıllar içinde büyük farklılıklar gösterdiğini belirterek, geçmişte 24 ayda bir, 15 ayda bir, hatta bazı dönemlerde aynı yıl içinde iki kez asgari ücret belirlendiğini hatırlattı. Bugün altı ayda bir yapılan artışların kamu çalışanlarına uygulanan hayat pahalılığı düzenlemesiyle paralel hale geldiğini söyleyen Rahvancıoğlu, bunun yasal bir zorunluluk değil, toplumda artan bilinç ve sendikal mücadelenin yarattığı fiili kazanımlar olduğunu vurguladı. Bu kazanımların kalıcı hale gelmesi için yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

Hayat pahalılığı altında verilen asgari ücret artışlarının özellikle küçük işletmeler açısından anlamlı görünse de büyük işletmeler için işçi maaşlarından yapılan küçük kesintilerin devasa tasarruflara dönüştüğünü belirten Rahvancıoğlu, “Eğer asgari ücret küçük işletmeler üzerinde baskı yaratıyorsa çözüm ücretleri baskılamak değil, teşvikleri küçük işletmelere yönlendirmektir. Büyük işletmeler zaten bu ücretleri ödeyebilecek durumdadır” dedi.

İstatistik Kurumu verilerine dikkat çeken Rahvancıoğlu, ülkedeki işverenlerin yaklaşık yüzde 90’ının 10 kişiden az işçi çalıştırdığını, buna rağmen asgari ücret masasında küçük işletmelere özel teşvik önerilerinin büyük işletmelerin itirazıyla bozulduğunu söyledi. İşverenler sendikasının küçük işletmeleri gerçek anlamda temsil etmediğini ifade etti.

Hayat Pahalılığı Oranında Yapılan Artışlar Dahi Yalnızca Başlangıç Noktasına Geri Dönüş Anlamına Geliyor

Rahvancıoğlu, enflasyonun ücretleri nasıl erittiğini örneklerle anlatarak, maaşların yıl boyunca değişmeden kalması halinde alım gücünün düştüğünü, reel ücretin her yıl yaklaşık bir maaş kayba uğradığını belirtti. Hayat pahalılığı oranında yapılan artışların dahi yalnızca başlangıç noktasına geri dönüş anlamına geldiğini, yıl içinde kaybedilen alım gücünün telafi edilmediğini vurguladı.

“Yerli İstihdamı Destekleme Fonu” Yabancı Uyruklu İşçilerin İhtiyat Sandığı Haklarının Gasp Edilmesiyle Oluşturuluyor

Hükümetin asgari ücret artışı için vaat ettiği ek desteklerin kaynağının “yerli istihdamı destekleme fonu” olduğunu hatırlatan Rahvancıoğlu, bu fonun ise yabancı uyruklu işçilerin ihtiyat sandığı haklarının gasp edilmesiyle oluşturulduğunu söyledi. Rahvancıoğlu “Yabancı işçilerden kesilen paralar, yerli işçi destekleniyormuş gibi gösterilerek patronlara maaş desteği olarak aktarılıyor. Bu destek işçiye değil, işverenedir” dedi.

Yabancı uyruklu işçilerin ihtiyat sandığı sisteminin dışında bırakılmasının uluslararası sözleşmelere ve ILO normlarına aykırı olduğunu ifade eden Rahvancıoğlu, kıdem tazminatı hakkının evrensel bir hak olduğunu, etnik köken veya vatandaşlık üzerinden ayrımcılık yapılamayacağını vurguladı. Bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’ne taşınması halinde iptal edileceğini belirtti.

Hayatın Ucuzlatılması Yeni İcatlar Gerektirmiyor Çözüm Sosyal Devlet İlkelerinin Hayata Geçirilmesi

Hayatın ucuzlatılmasının yeni icatlar gerektirmediğini söyleyen Rahvancıoğlu, çözümün sosyal devlet ilkelerinin hayata geçirilmesi olduğunu ifade etti. Ücretsiz ve nitelikli eğitim, ücretsiz sağlık, sosyal konut, toplu taşımayla ulaşım, enerji ve barınma politikalarının hem anayasa hem de yasalarla devletin sorumluluğu olduğunu hatırlattı. Bu alanlarda kamu hizmetleri güçlendirildiğinde halkın temel harcamalarının azalacağını, böylece ücret baskısının da düşeceğini söyledi.

Gıda fiyatlarının dengelenmesi için üretici ve tüketici kooperatiflerinin desteklenmesi gerektiğini belirten Rahvancıoğlu, geçmişte kooperatif marketçilik ve kamuya ait havayolu şirketinin piyasada denge unsuru olduğunu, bu mekanizmalar ortadan kalkınca fiyatların kontrolsüz biçimde yükseldiğini ifade etti.

Sendikalaşma Piyasada Denge Unsuru Oluşturur

Sendikalaşmanın piyasada denge unsuru olduğunu söyleyen Rahvancıoğlu, özel sektörde sendikalaşma oranının kktc’de yüzde 0.5 seviyesinde olduğunu, bunun dünyanın en liberal ekonomilerinden bile daha denetimsiz bir yapı anlamına geldiğini belirtti.

Ekonominin 2025 başında yaklaşık yüzde 8 büyüdüğü koşullarda asgari ücretlinin alım gücünün düşmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Rahvancıoğlu, “Ekonomi büyürken patronlar kazanıyor, işçinin ekmeği küçülüyor. Bu utanç verici bir tablodur” dedi.

Dijital İşçi Kartı Sistemi Getirilmeli

Çalışma yaşamındaki denetimsizliğe de dikkat çeken Rahvancıoğlu, ürünlere dijital etiket konulmasının mümkün olduğu bir çağda, tüm işletmelere dijital işçi kartı sistemi getirilerek çalışanların günlük ve haftalık çalışma saatlerinin kayıt altına alınmasının teknik olarak mümkün olduğunu söyledi. Asgari ücretin haftalık 40 saat üzerinden belirlendiğini, ancak özel sektörde fiili çalışma süresinin 50-54 saatlere ulaştığını ifade eden Rahvancıoğlu, “Gerçek çalışma saatleri üzerinden ücretlendirme yapılmadığı sürece adil bir ücret sisteminden söz edilemez” dedi.