Özkızan: Toplum Her Yıl Fiilen Bir Maaş Kaybediyor!

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan ile Ali Şahin ve Yusuf Özgü Sertel, Emeğin Gündemi programında ülkedeki siyasi atmosferi, ekonomik sorunları, toplumsal mücadeleyi ve muhalefetin durumunu değerlendirdi.

Özkızan: Polis Sivile Bağlanmalı, Sendikalaşmanın Önü Açılmalı

Celal Özkızan, polisin sivile bağlanması ve polis teşkilatı içinde sendikalaşmanın önünün açılması gerektiğini söyledi. Bu taleplerin toplumsal mücadelenin temel başlıkları arasında yer alması gerektiğini belirten Özkızan, mücadelenin yalnızca hükümet değişikliğiyle sınırlı olmaması gerektiğini, daha özgür ve huzurlu bir toplum hedefiyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Bağımsızlık Yolu’nun uzun yıllardır bu talepleri savunduğunu ifade eden Özkızan, diğer muhalefet partilerinin ise bu konuda net bir tutum ortaya koymadığını söyledi. Hükümetin böyle bir iradesi olmadığını bildiklerini belirten Özkızan, özellikle CTP ve TDP gibi partilerin de bu talepleri savunmadığını dile getirdi.

Bu nedenle söz konusu partilerin destekçilerine seslenen Özkızan, “Partilerinize sorun, neden polisin sivile bağlanmasını ve sendikalaşmasını savunmuyorsunuz?” dedi.

Polisin Önemli Bir Bölümü Halkla Çatışmak İstemiyor

Özkızan, polis ile halkın karşı karşıya getirilme riskine de dikkat çekti. Polisin önemli bir bölümünün halkla çatışmak istemediğini bildiklerini söyleyen Özkızan, buna rağmen tarih boyunca egemen güçlerin bu iki kesimi karşı karşıya getirdiğini ifade etti.

Bu durumun kalıcı bir güvence olarak görülmemesi gerektiğini belirten Özkızan, çözümün polisin sivile bağlanması ve sendikalaşması olduğunu söyledi.

Sendikalaşmanın yalnızca çalışma koşullarını iyileştirmekle sınırlı olmadığını da kaydeden Özkızan, bunun aynı zamanda demokratik denetimi güçlendireceğini ve yolsuzlukların önüne geçilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Toplum Her Yıl Fiilen Bir Maaş Kaybediyor

Ekonomik politikalara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özkızan, yaklaşık 15-17 yıldır kamu harcamaları ile kamu çalışanlarının maaşlarının hedef alındığını söyledi.

Sosyal güvenlik yasası ve göç yasası gibi düzenlemelerle kamu çalışanlarının haklarında ciddi gerilemeler yaşandığını belirten Özkızan, hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalan artışlar nedeniyle toplumun geniş kesimlerinin her yıl fiilen bir maaş kaybettiğini ifade etti.

Bunun bir servet transferi anlamına geldiğini belirten Özkızan, yoksul ve orta gelirli kesimlerden ultra zenginlere doğru bir kaynak aktarımı yaşandığını vurguladı.

Pandemi döneminde de benzer kesintilerin gündeme geldiğini hatırlatan Özkızan, ultra zenginlerin servetlerine dokunulmazken kamu çalışanları ve özel sektör emekçilerinden kesinti talep edilmesini eleştirdi.

Küçük Esnaf Zor Durumda, Büyük Sermaye Güçleniyor

Ülkedeki ekonomik verilerin toplumun geniş kesimlerinin yoksullaştığını, küçük esnafın zor durumda kaldığını ve büyük sermayenin güçlendiğini gösterdiğini ifade eden Özkızan, buna rağmen kamu harcamalarının hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

EKTAM direnişine de değinen Özkızan, işçilerin sendikalaşma hakkı için yürüttüğü mücadelenin önemli bir örnek olduğunu belirtti. İşçilerin yasal yollarla sendikalaşmak istemesine rağmen patron tarafından engellenmeye çalışıldığını, ancak mücadele sonucunda başarı elde edildiğini söyledi.

CTP Sorunları Dile Getiriyor, Çözüm Sunmuyor

CTP’ye yönelik değerlendirmelerde bulunan Özkızan, partinin halkın yaşadığı sorunları dile getirdiğini ancak çözüm önerileri sunmadığının altını çizdi.

Erken seçim çağrısının tek başına yeterli olmadığını belirten Özkızan, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi, özel sektör çalışanlarının sendikalaşması, servet vergisi uygulanması, kadına yönelik şiddete karşı sığınma evlerinin yaygınlaştırılması ve enerji alanında kamulaştırma gibi konularda net tutum ortaya konmadığını söyledi.

Toplumda büyüyen öfkeye de dikkat çeken Özkızan, sağlık, eğitim, altyapı ve çalışma yaşamındaki sorunların artık halk tarafından kabul edilmediğini ifade etti.

Ülkede Siyasal Önderlik İhtiyacı Var

Özkızan, ülkede bir siyasal önderlik ihtiyacı bulunduğunu belirterek, sağ partilerin böyle bir rol üstlenmeyeceğinin açık olduğunu söyledi.

CTP’nin de bu rolü üstlenmek istemediğini savunan Özkızan, partinin hükümete gelme hedefini önceliklendirdiğini, bu nedenle sermaye çevreleri ve Ankara ile çatışmaktan kaçındığını öne sürdü.

Son olarak Özkızan, ülkede net bir tercih yapılması gerektiğini belirterek, “Ya halktan yana ya da sermayeden yana bir siyaset izlenecek” dedi.

Şahin: Toplumsal Öfkenin Kaynağı Yalnızca Hayat Pahalılığı Değil

Ali Şahin ise son dönemde gerçekleşen kitlesel eylemlere ilişkin değerlendirmesinde, yaşanan sürecin yalnızca hayat pahalılığına karşı tepkiyle sınırlı olmadığını söyledi.

Hayat pahalılığı ödeneğine yönelik kesinti, erteleme ve durdurma girişimlerinin tepki yarattığını ifade eden Şahin, bunun ötesinde toplumda biriken daha derin bir öfke bulunduğunu vurguladı.

Üçlü koalisyon hükümeti döneminde, özellikle Ünal Üstel şahsında somutlaşan politikalarla birlikte Kıbrıs’ın kuzeyinde ağırlaşan sosyoekonomik koşulların oluştuğunu savunan Şahin, diploma skandallarından kamusal kurumların sermayeye devredilmesine kadar birçok başlığın toplumda ciddi rahatsızlık yarattığını söyledi.

Kitle Zaman Zaman Önderliğin Önüne Geçti

Bir haftaya yayılan eylemlerde kitlenin zaman zaman önderliğin önüne geçtiğini belirten Şahin, özellikle sendikaların organize ettiği bir günde kitlenin kendiliğinden meclis önüne yöneldiğini, sendikal yapının da kitlenin arkasından gelmek durumunda kaldığını söyledi.

Hayat pahalılığı oranlarının asgari ücret artışlarına doğrudan yansımamasının nedeninin hükümetin sermayenin kâr oranlarını koruma amacı olduğunu savunan Şahin, bunun emek hareketinin yarattığı etkinin sonucu olarak ortaya çıktığını ifade etti.

Muhalefet Etkili Siyasal Önderlik Ortaya Koyamadı

Şahin, muhalefetin bu süreçte etkili bir siyasal önderlik ortaya koyamadığını belirterek, halkın tepkisinin süreklilik kazanamadığını söyledi.

Siyasetin muhalefet etme biçiminde kriz yaşandığını ifade eden Şahin, yalnızca hükümeti eleştiren ancak sermaye çevrelerinin rolünü hedef almayan bir siyasetin etkili olamayacağını vurguladı.

Kamusal hizmetlerin aşındırıldığını ve sermayeye alan açıldığını söyleyen Şahin, farklı hükümetler değişse de neoliberal politikaların sürdürüldüğünü söyledi.

Mücadele Sahada ve Sokakta Yürütülmeli

Polisin örgütlenmesinin yalnızca bir hak meselesi değil, toplumsal ihtiyaç olduğunu ifade eden Şahin, polisin halkla karşı karşıya gelmemesi için örgütlenmesinin gerekli olduğunu söyledi.

Toplumda artan öfkenin alım gücünün düşmesi ve demokratik hakların gerilemesiyle büyüdüğünü belirten Şahin, mevcut örgütlenme biçimlerinin buna yeterli yanıt veremediğini ifade etti.

Yeni dönemde mücadelenin sahada ve sokakta yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, solun ancak halkla birlikte hareket ederek güçlenebileceğini söyledi.

Sertel: Mücadele Tüm Emekçiler İçindi

Yusuf Özgü Sertel ise yaptığı değerlendirmede, gönüllü ve ödeneksiz olmasına rağmen eylemlerin beklenenden daha kitlesel gerçekleştiğini söyledi.

Eylemlerin yalnızca ücret artışı talebine dayanmadığını belirten Sertel, hayat pahalılığı nedeniyle düşen alım gücünün telafi edilmemesine karşı tepki olduğunu ifade etti.

Bu sürecin yalnızca kamu emekçilerini değil, özel sektör çalışanlarını da kapsayan tüm emek hareketini ilgilendirdiğini belirten Sertel, hükümetin sermaye lehine attığı adımlara karşı verilen direncin önemli olduğunu söyledi.

Polisin Sivile Bağlanması Mücadele Başlığıdır

Eylemler sırasında polis ile eylemciler arasındaki ilişkilere değinen Sertel, birçok polisin eylemcilerle karşı karşıya gelmek istemediğini gözlemlediklerini söyledi.

Buna rağmen görevleri gereği müdahalede bulunmak zorunda kaldıklarını belirten Sertel, polisin sivile bağlı olmaması ve sendikal örgütlenmeden yoksun olmasının önemli bir etken olduğunu ifade etti.

Bu nedenle polisin sivile bağlanması ve sendikalaşmasının bir mücadele başlığı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Hükümet Sermaye Lehine Politikaları Başarıyla Uyguluyor

Sertel, mevcut hükümetin sermaye çevreleri ve Türkiye’deki siyasi iktidarın desteğiyle ayakta kaldığını vurguladı.

Muhalefetin yaşanan sorunları yalnızca “yönetememe” meselesine indirgemesini eleştiren Sertel, mevcut durumun bilinçli politik tercihler sonucu ortaya çıktığını söyledi.

Enerji ve eğitim alanlarında farklı hükümetler döneminde de benzer politikaların sürdüğünü ifade eden Sertel, bunun tesadüf değil neoliberal politikaların sonucu olduğunu vurguladı.

Federasyon Savunusu Tek Başına Solculuk Ölçütü Değildir

Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sertel, federasyon savunusunun tek başına bir siyasi yapıyı “sol” yapmadığını belirtti.

Sol siyasetin emek-sermaye çelişkisi temelinde şekillenmesi gerektiğini vurgulayan Sertel, Bağımsızlık Yolu’nun bu alandaki boşluğu doldurması gerektiğini ifade etti.

Sertel, açıklamasının sonunda farklı hükümetler değişse de neoliberal çizginin sürdüğünü belirterek, mücadelenin bu politikalara karşı verilmesi gerektiğini söyledi.