Rahvancıoğlu: Asgari Ücret ile Kamu Maaşları Eşitlenmeli

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesinin emek hareketinin birleşmesi açısından kritik bir adım olduğunu belirtti. Kamu ve özel sektör emekçilerinin ortak talepler etrafında birleşmesi durumunda önemli kazanımlar elde edilebileceğini vurguladı.

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan ve Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, Emeğin Gündemi programına katılarak “1 Mayıs Sınıfın Mücadele Günü” konu başlığını irdelediler.

Rahvancıoğlu: 28 Nisan İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybeden Emekçilerin Anma Günüdür

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, 1 Mayıs ile bağlantılı olarak 28 Nisan’ın tarihsel önemine dikkat çekti. 1914 yılında Kanada’da bir mahkemenin iş cinayetinden patronu sorumlu tutan kararıyla başlayan sürecin, zamanla bir anma gününe dönüştüğünü ifade eden Rahvancıoğlu, bu günün bugün 80’den fazla ülkede iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçileri anma günü olarak kabul edildiğini belirtti. Rahvancıoğlu, emekçilerin yalnızca ücretleriyle değil, bedenleri ve yaşamları üzerinden de sömürüldüğünü vurguladı.

İş kazalarında patron sorumluluğunun bir hukuk prensibi haline gelmesinin yüzlerce yıllık mücadele sonucu elde edildiğini belirten Rahvancıoğlu, bu kazanımların kalıcı olmadığını ve geri alınabileceğini söyledi.

İş Cinayetlerinde Sorumluluğun Devredilmesi Kabul Edilemez

Rahvancıoğlu, hükümetin İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nda yaptığı değişiklikle patronların sorumluluklarını sözleşmeler yoluyla devredebilmesinin önünü açtığını belirterek, bunun ciddi bir geriye gidiş olduğunu ifade etti. Bu düzenlemenin geçmişte yaşanan iş cinayetlerine dahi uygulanabildiğini kaydeden Rahvancıoğlu, emek örgütlerinin bu tür adımlara karşı sürekli mücadele içinde olması gerektiğini vurguladı.

Emek Hareketinde Dayanışma Güç Kazandırdı

Ektam işçilerinin mücadelesine değinen Rahvancıoğlu, bu direnişin yalnızca özel sektörle sınırlı kalmadığını, kamu emekçileri sendikalarının da güçlü bir destek verdiğini söyledi. Kamu sendikalarının bu süreçte toplumdan ve özel sektör emekçilerinden gördüğü desteğin, eylemlerin daha kararlı ve militan bir şekilde sürdürülmesini sağladığını belirtti.

Rahvancıoğlu, hayat pahalılığı artışının yalnızca kamu çalışanlarını değil, fiili olarak özel sektör çalışanlarını da etkilediğini ifade ederek, bu durumun iki kesimin mücadelelerinin ortaklaşmasına zemin yarattığını dile getirdi.

Emekçilerin Birlik İçinde Hareket Etmesi Kazanımların Önünü Açar

Emek hareketinin kamu-özel, yerli-yabancı, kadın-erkek gibi ayrımlarla bölündüğünü belirten Rahvancıoğlu, bu parçalanmışlığın aşılması gerektiğini vurguladı. Emekçilerin birlik içinde hareket etmesinin kazanımların önünü açacağını ifade eden Rahvancıoğlu, 1 Mayıs’ın da bu birlik ve dayanışmanın simgesi olduğunu söyledi.

Sorunların Kaynağı Yapısaldır

Gündelik hayatta farklı kesimlerin karşı karşıya getirildiğini belirten Rahvancıoğlu, örneğin taksi ücretleri tartışmasının yüzeyde bir çatışma gibi görünse de aslında altyapı eksikliği, toplu taşıma yetersizliği ve piyasa yapısıyla ilgili daha derin sorunlardan kaynaklandığını ifade etti. Bu nedenle çözümün bireysel taleplerde değil, kamusal politikalarla aranması gerektiğini söyledi.

Nüfus Politikası Bütünlüklü Ele Alınmalı

Rahvancıoğlu, ülkedeki nüfus artışı ve göç konusuna da değinerek, sorunun bireyler üzerinden değil, kamusal politikalarla çözülmesi gerektiğini belirtti. Yabancı emekçilere yönelik hak gasplarının çözüm olmadığını vurgulayan Rahvancıoğlu, bu tür uygulamaların toplumdaki eşitsizlikleri derinleştirdiğini ifade etti.

Asgari Ücret ile Kamu Maaşları Eşitlenmeli

Rahvancıoğlu, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesinin emek hareketinin birleşmesi açısından kritik bir adım olduğunu belirtti. Kamu ve özel sektör emekçilerinin ortak talepler etrafında birleşmesi durumunda önemli kazanımlar elde edilebileceğini vurguladı.

Kamucu Politikalar Olmadan Hayat Ucuzlamaz

Hayat pahalılığına karşı kalıcı çözümün kamucu politikalardan geçtiğini ifade eden Rahvancıoğlu, eğitim, sağlık, ulaşım, barınma ve enerji gibi temel alanların kamusal bir anlayışla düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Aksi halde ücret artışlarının tek başına yeterli olmayacağını dile getirdi.

1 Mayıs Mücadele Günüdür

Rahvancıoğlu, 1 Mayıs’ın kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, bu yıl özellikle Ektam işçileriyle yeniden bir araya gelecek olmanın ayrı bir heyecan yarattığını ifade etti. 1 Mayıs’ın bir tatil günü değil, mücadele ve dayanışma günü olduğunu vurguladı.

Açıklamasında muhalefet partilerine de değinen Rahvancıoğlu, özellikle Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) ve parti başkanı Zeki Çeler üzerinden eleştirilerde bulundu. TDP’nin son dönemde sermayeyi de temsil edeceğine yönelik açıklamalarına değinen Rahvancıoğlu, bunun emek eksenli siyasetten uzaklaşma anlamına geldiğini belirtti.

Sınıf Mücadelesi Süreklidir

Rahvancıoğlu, emekçilere çağrıda bulunarak, karşılarındaki sermaye sınıfının yüksek bir sınıf bilincine sahip olduğunu ve buna karşı emekçilerin de kendi sınıf çıkarları doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirtti. “Her durumda ‘bu kime yarar?’ sorusunu sormalıyız” diyen Rahvancıoğlu, emek mücadelesinin sürekliliğine dikkat çekti.

Özkızan: Emek Mücadelesinde Yeni Bir Dalganın Eşiğinde Olabiliriz

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, yaptığı açıklamada 1 Mayıs sürecine, Türkiye’deki işçi direnişlerine ve ülkedeki emek hareketine dair değerlendirmelerde bulundu. Özkızan, Türkiye’de madencilerin maaşlarının ödenmesi talebiyle yürüttüğü mücadelenin başarıyla sonuçlanmasının önemli bir örnek olduğunu belirterek, işçilerin kararlılığı ve sendikal dayanışmanın bu başarıda belirleyici rol oynadığını vurguladı.

Özkızan, sermaye kesiminin tutumuna dikkat çekerek, “Servetleri ne kadar büyük olursa olsun daha fazlasını isterler ve emekçileri sürekli geriye itmeye çalışırlar” ifadelerini kullandı. Hayat pahalılığının arttığı bir dönemde dahi emekçilerin haklarının hedef alındığını belirten Özkızan, bunun karşısında mücadelenin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Eylemlerin Kitleselliği ve Kararlılığı Açısından Son Yıllarda Benzeri Görülmemiş Bir Tablo Ortaya Kondu

Açıklamasında hükümetin hayat pahalılığı ödeneğine yönelik yaklaşımını da hatırlatan Özkızan, ilgili düzenlemelerin “patronların talepleri doğrultusunda” hayata geçirildiğinin açık bir itiraf olduğunu söyledi.

Özkızan, 2026 yılının emek hareketi açısından kritik bir dönem olabileceğini belirterek, özellikle özel sektörde Ektam emekçilerinin direnişinin ve sendikalaşma hakkı elde etmelerinin tarihsel önemde olduğunu ifade etti. Bu sürecin ardından kamu emekçilerinin geniş katılımlı grevlerinin geldiğini hatırlatan Özkızan, bu eylemlerin kitleselliği ve kararlılığı açısından son yıllarda benzeri görülmemiş bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.

Kamucu Nüfus Politikaları

Özkızan, Bağımsızlık Yolu’nun daha önce ortaya koyduğu “kamucu nüfus politikaları” önerilerini de hatırlatarak, kontrolsüz girişlerin durdurulması, online vize sistemine geçilmesi, çalışma izinlerinin sınırlandırılması ve üniversitelerin sorumluluk alması gibi başlıkları yeniden gündeme getirdi.

Ucuz iş gücü politikalarının sorunu çözmeyeceğini belirten Özkızan, sermaye kesiminin temel amacının maliyetleri düşürmek olduğunu, bu nedenle emekçileri birbirine karşı konumlandıran politikaların yanlış olduğunu ifade etti.

Hedefimiz Bu Bozuk Düzenin İçinden Pay Kapmak Değil, Onu Değiştirmektir

Özkızan, toplumun geniş kesimlerinin mevcut düzenden memnun olmadığını belirterek, Bağımsızlık Yolu’nun hedefinin bu düzenin değiştirilmesi olduğunu vurguladı. “Bizim hedefimiz bu bozuk düzenin içinden pay kapmak değil, onu değiştirmektir” diyen Özkızan, emek mücadelesinin siyasal bir karşılık bulmasının önemine işaret etti.

CTP ve TDP Başta Olmak Üzere Bazı Partiler Emek Hareketinin Taleplerine Yeterince Sahip Çıkmıyor

Açıklamasında muhalefet partilerine de değinen Özkızan, özellikle Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) başta olmak üzere bazı partilerin emek hareketinin taleplerine yeterince sahip çıkmadığının altını çizdi. Özkızan, bu partilerin erken seçim çağrısı dışında somut politika üretmemesini eleştirerek, servet vergisi, asgari ücret politikası ve sendikalaşma gibi konularda net bir duruş sergilenmediğini ifade etti. Özkızan, açıklamasını emek mücadelesinin hem toplumsal hem siyasal düzlemde büyütülmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı.