Rahvancıoğlu: Kamuda En Yüksek Maaş Asgari Ücretin Üç Katını Geçmesin!

Bağımsızlık Yolu’nun temel önerilerinden birinin kamudan çıkan en yüksek maaşın asgari ücretin üç katını geçmemesi olduğunu hatırlatan Münür Rahvancıoğlu, mevcut maaş uçurumunun adaletsizliğin temel kaynağı olduğunu söyledi. “Bu düzenleme yapılırsa “az alana çok, çok alana az” gibi geçici çözümlere gerek kalmaz” dedi.

Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu Ada TV’de yayınlanan Günaydın Ada programına katılarak Nupelda Karabuğday’ın sorularını yanıtladı.

Bu Hükümetin İcraatı Halk İçin Değil, Sermaye İçindir

Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu katıldığı bir programda hükümetin “icraat” söylemini değerlendirdi. Rahvancıoğlu, gerçek icraatın sosyal devlet politikalarıyla halkın yaşamını rahatlatmak olduğunu vurgulayarak, mevcut hükümetin halkın hayatına dokunan hiçbir olumlu icraat ortaya koymadığını söyledi.

Rahvancıoğlu, icraat denildiğinde eğitimin, sağlığın, ulaşımın, barınmanın, enerjinin ve ücretlerin halk lehine düzenlenmesinin anlaşılması gerektiğini belirtti. “Çalışanların, emekçilerin, dar gelirli ve orta sınıfın huzur ve güven içinde yaşayabileceği bir ülke yaratmak gerçek icraattır. Ancak biz böyle bir icraat görmedik” dedi. Hükümetin icraatlarının, zenginlerin daha zengin olduğu, teşviklerin sermayeye aktarıldığı, ifade özgürlüğünün baskı altına alındığı, çocukların özgür düşünme hakkının geriletildiği ve emekçilerin örgütlenme hakkının zayıflatıldığı adımlar olduğunu ifade etti.

Hükümet Defalarca Halktan “İstenmediğine” Dair Mesaj Aldı

Hükümetin defalarca halktan “istenmediğine” dair mesaj aldığını belirten Rahvancıoğlu, ara seçimler, yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bu mesajı açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Rahvancıoğlu, “Halk her yoldan bu hükümeti istemediğini gösteriyor, ancak hükümet kendisini bir “harikalar diyarında” anlatmaya devam ediyor” dedi.

“En uzun süreli hükümet olmak bir başarı değil, vurdumduymazlığın göstergesidir” diyen Rahvancıoğlu, düşük seçim katılımına ve seçimlerde alınan ağır yenilgilere rağmen hükümetin bundan hiçbir ders çıkarmadığını ifade etti.

Ülke Büyürken Emekçilerin Fakirleşmesi Hükümetin Tercihi

Milli gelir artışı söylemine de değinen Rahvancıoğlu, nüfusun dahi bilinmediği bir ülkede milli gelir hesaplarının sağlıklı olamayacağını vurguladı. Rahvancıoğlu, “Milli gelir artıyor deniyor ama asgari ücret hayat pahalılığı karşısında eriyor. Bu övünülecek değil, utanılacak bir tablodur” dedi. Rahvancıoğlu, ülke büyürken emekçilerin fakirleşmesinin hükümetin tercihi olduğunu belirtti.

Rahvancıoğlu, hayatın ucuzlatılmasının temel yolunun sosyal devlet politikaları olduğunu söyledi. Eğitim, sağlık, ulaşım, barınma, enerji ve gıdanın hane bütçesinin büyük kısmını oluşturduğunu belirten Rahvancıoğlu, “Devlet bu alanlarda anayasal ve yasal sorumluluğunu yerine getirdiğinde halkın yaşamı doğrudan ucuzlar” dedi. Rahvancıoğlu, devlet okullarında dahi ailelerin, sabunundan kırtasiyesine kadar birçok gideri cebinden karşıladığını hatırlattı.

Gıda Konusunda Üretimden Dağıtıma Kadar Kooperatifçilik Modeli Hayata Geçirilmeli

Gıda konusunda ise üretimden dağıtıma kadar kooperatifçilik modelinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Rahvancıoğlu, küçük ölçekli tarımın kooperatifleşme yoluyla büyütülmesi, tarım ve hayvancılığın entegre edilmesi ve üreticiden tüketiciye doğrudan dağıtımın sağlanması gerektiğini ifade etti. Elektronik etiket uygulamalarının ise gerçek çözüm olmadığına dikkat çekti.

Kamuda En Yüksek Maaş Asgari Ücretin Üç Katını Geçmesin

“Asgari ücreti konuşmak anlamsız, esas olan hayatı ucuzlatmak” söylemini eleştiren Rahvancıoğlu, “Evet, hayat ucuzlatılmalı. Peki nasıl? Bunu söyleyenler çözüm anlatmıyor. Biz söylüyoruz: Sosyal devlet politikalarıyla” dedi. Rahvancıoğlu, asgari ücretlinin şu anda bir “can simidine” ihtiyaç duyduğunu ve hayat pahalılığı karşısında ücret artışının zorunlu olduğunu vurguladı.

Bağımsızlık Yolu’nun temel önerilerinden birinin kamudan çıkan en yüksek maaşın asgari ücretin üç katını geçmemesi olduğunu hatırlatan Rahvancıoğlu, mevcut maaş uçurumunun adaletsizliğin temel kaynağı olduğunu söyledi. “Bu düzenleme yapılırsa “az alana çok, çok alana az” gibi geçici çözümlere gerek kalmaz” dedi.

Yabancı Emekçilerin Alın Terine El Koyup Sonra Bunu Vatandaşa Dağıtmak Irkçı ve Utanç Verici Bir Uygulamadır

Asgari ücret desteği adı altında dağıtılan kaynağın ise yabancı işçilerin ihtiyat sandığı haklarının gasp edilmesiyle oluştuğunu belirten Rahvancıoğlu, bunun açık bir hak gaspı ve ayrımcılık olduğunu ifade etti. Rahvancıoğlu, “Yabancı emekçilerin alın terine el koyup sonra bunu vatandaşa dağıtmak ırkçı ve utanç verici bir uygulamadır” dedi.

İş kazaları ve risk ödeneği konusuna da değinen Rahvancıoğlu, hükümetin ölümlü iş kazalarında patronların yargılanmasının önünü kapatacak yasa hazırlığında olduğunu belirterek, bunun emekçilere karşı açık bir saldırı olduğunu söyledi.

En Zengin Yüzde 5’ten Alınacak Küçük Bir Pay, Ülke Bütçesinin Katbekat Fazlasına Karşılık Geliyor

Vergi politikaları konusunda da değerlendirme yapan Rahvancıoğlu, “Vergi adaleti” söyleminin topu taca atmak olduğunu belirtti. Doğrudan vergilendirmenin güçlendirilmesi, dolaylı vergilerin azaltılması ve büyük servetlerden bir defaya mahsus servet vergisi alınması gerektiğini vurguladı. “En zengin yüzde 5’ten alınacak küçük bir pay, ülke bütçesinin katbekat fazlasına karşılık geliyor” dedi.

Vergi Borcuna Karşılık Okul Yaptırma Modeli Sermayeye Yeni Bir Kazanç Kapısı Açıyor

Okul yapımı üzerinden hükümetin övünmesine de değinen Rahvancıoğlu, vergi borcuna karşılık okul yaptırma modelinin sermayeye yeni bir kazanç kapısı açtığını söyledi. “Şirketler vergi borcunu ödemek yerine okul yapıyor, üstüne isimlerini yazdırıyor, üstelik bu süreçten dahi kâr ediyorlar” dedi. Rahvancıoğlu, devletin kendi inşaat birimlerini güçlendirerek kamu yatırımlarını doğrudan yapması gerektiğini ifade etti.

“29 okul yapıldı” söyleminin ihtiyacı karşılamadığını belirten Rahvancıoğlu, nüfus artışı ve eğitim altyapısı dikkate alındığında okul açığının devam ettiğini, spor alanı, sanat odası, özel eğitim ve branş öğretmeni eksikliklerinin sürdüğünü vurguladı.

Sermayedarların ve Onlara Hizmet Eden Hükümetin Gerçekliğiyle Emekçilerin Gerçekliği Taban Tabana Zıttır

Rahvancıoğlu, toplumda iki farklı gerçeklik olduğunu belirterek, “Sermayedarların ve onlara hizmet eden hükümetin gerçekliğiyle emekçilerin gerçekliği taban tabana zıttır” dedi. Bağımsızlık Yolu’nun talebinin temel insan hakları olduğunu vurgulayan Rahvancıoğlu, “Ücretsiz kamusal eğitim, ücretsiz kamusal sağlık, barınma, ulaşım, enerji ve gıda istiyoruz. Çok şey değil, insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz” ifadelerini kullandı.