
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu’nun Türkiye’ye girişinin 27 Eylül 2022’de Ankara Esenboğa Havalimanı’nda N-82 tahdit kodu gerekçe gösterilerek engellenmesiyle başlayan hukuk mücadelesinde yeni bir aşamaya geçildi.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İkinci Komisyonu, Rahvancıoğlu’nun bireysel başvurusunu konu bakımından yetkisizlik gerekçesiyle kabul edilemez buldu. AYM böylece N-82 tahdit kodunun uygulanmasına ilişkin esas değerlendirmeye girmedi ve giriş yasağının hukuka uygun olup olmadığı yönünde bir hüküm vermedi.
Sıradaki Aşama AİHM Olabilir
Rahvancıoğlu’nun Türkiye’ye giriş yasağına ilişkin hukuk mücadelesinde AYM kararının da açıklanmasıyla birlikte, dosyanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınması ihtimali gündeme geliyor.
İç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından Strasbourg’a başvuru seçeneği, sürecin bundan sonraki hukuki aşaması olarak değerlendiriliyor.
2022 yılında Esenboğa Havalimanı’nda başlayan; Göç İdaresi Başkanlığı’na yapılan itiraz, idare mahkemesi, istinaf ve Anayasa Mahkemesi aşamalarından geçen süreçte, N-82 tahdit kodunun dayandığı gerekçeye ilişkin tartışma ise devam ediyor.
Giriş Yasağının Kronolojsi: Esenboğa’da Giriş Engellendi
Rahvancıoğlu, emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu heyetiyle birlikte 27 Eylül 2022’de Ankara’da politik temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye gitti. Ancak Esenboğa Havalimanı’nda Türkiye’ye girişi N-82 tahdit kodu gerekçe gösterilerek engellendi ve Rahvancıoğlu Kıbrıs’a geri gönderildi.
Girişinin engellenmesinin ardından Rahvancıoğlu ve Bağımsızlık Yolu, karara karşı hukuki mücadele başlattı.
İlk İtiraz Göç İdaresi Başkanlığı’na
Rahvancıoğlu, avukatı aracılığıyla N-82 tahdit kodunun kaldırılması talebiyle Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı’na başvuruda bulundu. 23 Kasım 2022 tarihli dilekçeyle yapılan başvuruda, N-82 tahdit kodunun kaldırılması talep edilerek karara itiraz edildi.
Göç İdaresi Başkanlığı, Rahvancıoğlu’nun Türkiye’ye girişte ön izne tabi olması kararının kendileri tarafından alındığını bildirdi. Ancak tahdidin kaldırılması yönündeki başvuru reddedildi.
Göç İdaresi Başkanlığı’nın 30 Aralık 2022 tarihli ret işlemi sonrasında konu idari yargıya taşındı.
17 Şubat 2023’te İdari Dava Açıldı
Göç İdaresi Başkanlığı’nın ret kararının ardından Rahvancıoğlu adına Halkevleri Hukuk Sekreteri Avukat Sercan Aran tarafından 17 Şubat 2023’te Ankara 1. İdare Mahkemesi’nde dava açıldı.
Davada, N-82 tahdit kodunun kaldırılması talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istendi.
Dava dilekçesinde Rahvancıoğlu’nun suç teşkil eden herhangi bir davranışının bulunmadığı, genel güvenlik açısından tehlike arz eden kişilerden olduğu yönündeki değerlendirmenin soyut olduğu ve hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı belirtildi.
Mahkeme N-82’nin Kaynağını Sordu
Ankara 1. İdare Mahkemesi, 30 Mart 2023’te davaya ilişkin ilk incelemeye esas ara kararını verdi.
Mahkeme, Rahvancıoğlu’nun kktc vatandaşı olduğunu gösteren kimlik ve diğer belgelerin sunulmasını istedi. Ayrıca Göç İdaresi Başkanlığı’ndan Rahvancıoğlu hakkında herhangi bir giriş yasağı tahdit kodu bulunup bulunmadığının GÖÇNET sistemi üzerinden araştırılmasını ve varsa işlemin hangi idare tarafından tesis edildiğini gösteren kayıtların mahkemeye sunulmasını istedi.
2024’te MİT Ayrıntısı Ortaya Çıktı
Ankara 1. İdare Mahkemesi, 9 Ocak 2024 tarihli ara kararıyla Göç İdaresi Başkanlığı’ndan Rahvancıoğlu’nun Türkiye’ye girişinin neden engellendiğini ortaya koyan bilgi ve belgeleri talep etti.
Göç İdaresi Başkanlığı ise kendisinde bu konuda belge bulunmadığını ve N-82 tahdidinin Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’ndan gelen yazı üzerine konulduğunu mahkemeye bildirdi.
Bunun üzerine mahkeme MİT Başkanlığı’ndan tahdidin gerekçesi ve ilgili belgeleri istedi. MİT Başkanlığı ise 25 Ocak 2024 tarihli yanıtında, söz konusu bilgilerin gizlilik derecesi taşıdığını belirterek belgeleri mahkemeye sunmadı.
Mahkeme Davayı Reddetti
Ankara 1. İdare Mahkemesi, 4 Temmuz 2024 tarihli kararıyla Rahvancıoğlu’nun açtığı davayı reddetti.
Mahkeme çoğunluğu, N-82 tahdit kodunun terörist faaliyetlere iştiraklerin önlenmesi, çatışma bölgelerine seyahatlerin engellenmesi ve ülke güvenliğinin korunması kapsamında, devlet güvenlik birimlerinin raporları dikkate alınarak hükümranlık yetkisi dahilinde tesis edildiği değerlendirmesinde bulundu.
Ancak karar oybirliğiyle alınmadı.
Karşı Oy: “Somut Bilgi ve Belge Yok”
Mahkeme heyetindeki bir üye karara karşı oy kullandı. Karşı oy gerekçesinde, giriş yasağı koyma yetkisinin bulunduğu ancak bu yetkinin keyfi biçimde kullanılamayacağı ve somut bilgi ve belgelerle desteklenmesi gerektiği belirtildi.
İstinaf Başvurusu
Rahvancıoğlu, Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin kararının ardından istinafa başvurdu. 21 Eylül 2024’te duyurulan istinaf başvurusunda, N-82 tahdit kodunun kaldırılması talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istendi.
Başvuruda, Rahvancıoğlu’nun kktc vatandaşı olduğu, geçmişte gerek tatil gerekse Türkiye’deki resmi devlet kurumlarının davetiyle eğitim amacıyla birçok kez Türkiye’ye gittiği ve buna ilişkin kayıtların mahkemeye sunulduğu belirtildi.
Ayrıca N-82 kodunun dayanağı olarak gösterilen MİT yazısının gizlilik gerekçesiyle mahkemeye sunulmamasının, giriş yasağının gerçek gerekçesinin bilinmemesine neden olduğu vurgulandı.
İstinaf da Reddetti
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, istinaf başvurusunu 18 Kasım 2024’te oybirliğiyle ve kesin olarak reddetti. Böylece Rahvancıoğlu’nun Türkiye’deki idari yargı süreci tamamlandı.
AYM’ye Bireysel Başvuru
İstinaf yolunun tükenmesinin ardından Rahvancıoğlu, 18 Aralık 2024’te Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İkinci Komisyonu, Rahvancıoğlu’nun bireysel başvurusunu 1 Temmuz 2026’da karara bağladı.
AYM, başvurunun adil yargılanma hakkı ile sınır dışı etme işlemlerindeki usul güvenceleri kapsamında yerleşme hürriyetiyle bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkin olduğunu belirtti.
Mahkeme, söz konusu iddiaların Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortak koruma alanında bulunmadığı ve konu bakımından kendi yetkisi kapsamında olmadığı değerlendirmesini yaptı.
AYM, diğer kabul edilebilirlik şartlarını incelemeden başvurunun konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kesin olarak karar verdi.