Yasa Hazır, Katliama Sessiz Kalmayın!

Özgür Gazete tarafından gündeme getirilen, Kantara’da 2022 yılında yanan orman arazilerinde başlatılan madencilik faaliyetinin yol açtığı doğa katliamı, doğayı korumanın sınıfsal bir mücadele gerektirdiğini bir kez daha göz önüne sermektedir. Yanan Akdeniz ormanlarının küllerinden yeniden doğma potansiyeli bilimsel bir gerçekliktir. Yapılması gereken ormanlara kendini yenileyebilmesi için gerekli süreyi tanımak ve bilimin gösterdiği yolda ekosistem dostu müdahalelerde bulunmaktır. Fakat Kıbrıs’ın kuzeyinde egemen olan kapkaç sermayesi, kısa sürede en çok kârı nasıl yaparım derdindedir. Dolayısıyla, bizim halkın nefes alanı olarak gördüğümüz yerde, onların rant görmesi, kâr görmesi kendi hareket yasasına son derece uygundur. Bugün yaşanan talan yaşadığımız yapının kaçınılmaz sonucudur.

Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu olarak 2022 yılında, yangının külleri soğumadan hazırlayıp Meclis gündemine taşıdığımız “Yanan Ormanların İmara Açılmasının Önlenmesi” yasa önerisi, tam da bu talanın önüne geçmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu yasa önerisi ile yanan orman alanlarında inşaat, turizm, tarım ve madencilik faaliyetlerinin tümü yasaklanmakta, bu alanların hiçbir şekilde kiralanmasına veya sermayeye devredilmesine izin verilmemekte, ormanların ancak ekosistemin yeniden kendini üretmesine uygun bilimsel müdahalelerle korunması esas alınmaktadır. Ancak bu sınıfsal karakteri son derece açık düzenleme, hükümete veya muhalefete mensup olsun rejim partilerinin hiçbiri tarafından sahiplenilmemiş, Meclis’te gündem yapılmamış ve görmezden gelinmiştir.

Hükümet doğa ve halk düşmanı uygulamalar içerisindedir. Bundan sözde şikayet edip, bu sistemi daha iyi yöneteceğini iddia eden rejim muhalefeti ise yapısal sorunlarımızın çözümüne dair hiçbir somut öneri getirmemekte, yapılan somut önerileri de ısrarla görmezlikten gelmektedir. Bir kez daha belirtelim, herkesi kucaklayacağım diyenler, herkesi bir masaya toplayıp uzlaştıracağım diyenler halka yalan söylüyorlar. Hem doğayı koruyup hem de maden şirketlerini mutlu edemezsiniz. Hem halkın barınma hakkını esas alıp hem inşaat sermayesinin kârını koruyamazsınız. Uzlaşmaz çelişkileri uzlaştırabilirim diyenler, talancı sermayenin sempatik yüzü olmaktan ileri gidemezler.

Uzun yıllardır inşaat ve madencilik sermayesinin doymak bilmez kâr hırsı, dağlarımızı, ormanlarımızı, kıyılarımızı, bir bütün olarak yaşam alanlarımızı geri dönülmez bir yıkıma sürüklemektedir. İhtiyaçtan bağımsız rant odaklı yapılaşma ile doğal kaynakların sınırsızca tüketimi beraber yürümekte ve ekolojik yıkımın en vahşi halinin yaşanmasına sebep olmaktadır. Doğa ve yaşam alanlarımızın sermayenin kâr alanı olmaktan çıkarıldığı, yanan ormanlar başta olmak üzere tüm ekolojik alanların koruma altına alındığı, inşaat ve madencilik faaliyetlerinin toplumsal ihtiyaçlar ve ekolojik sınırlar temelinde planlandığı bir düzen ancak emekçiler eliyle, sınıfsal bir kopuşla inşa edilebilir. Böyle bir kopuşun ilk adımı olarak hazırladığımız “Yanan Ormanların İmara Açılmasının Önlenmesi” yasa tasarısı Meclis Başkanlığına sunulmuş ve kullanmak isteyen herhangi bir parti veya vekil tarafından erişilebilecek durumdadır.

Bunun rejimden beslenen, sermayenin bağışları ile siyaset yapan partilerce yapılmayacağını biliyoruz. Bu nedenle Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu olarak talancı sermayeyi dizginlemek için halkın öz gücünü örgütlemeye ve mücadeleyi büyütmeye kararlı olduğumuzu bir kez daha vurgularız.

Bağımsızlık Yolu

Emekçinin Partisi