
Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, 30 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de sessiz sedasız yayımlanan ve halihazırda yürürlüğe girerek işçilerin maaşlarına yansımaya başlayan Yasa Gücünde Kararnameye ilişkin açıklama yaptı. Rahvancıoğlu, söz konusu düzenleme hakkında ne hükümet tarafından kamuoyuna bir bilgilendirme yapıldığını ne de rejim muhalefetinin konuyu gündeme taşıdığını belirterek, bunun nedeninin kararname kapsamının yalnızca üçüncü uyruklu işçileri ilgilendirmesi olduğunu ifade etti. Üçüncü uyrukluların oy hakkı bulunmaması nedeniyle düzenlemenin görmezden gelindiğini söyleyen Rahvancıoğlu, alınan kararın doğrudan emekçilerin gelirini etkilediğini belirtti.
Devlet Katkısı %6’dan %1,25’e Düşürüldü
Rahvancıoğlu’nun açıklamasına göre kararname öncesinde devlet, köken ayrımı gözetmeksizin tüm işçilere sigorta primleri için yüzde 6 oranında katkı sağlarken, yeni düzenleme ile birlikte üçüncü uyruklu işçilere yapılan devlet katkısı yüzde 1,25’e düşürüldü. Aradaki farkın işçilerin maaşlarından kesilmeye başlandığını belirten Rahvancıoğlu, daha önce sigorta primi kapsamında maaşının yüzde 8,25’i oranında kesinti yapılan üçüncü uyruklu işçilerden artık yüzde 13 oranında kesinti yapıldığını, bunun da net maaşlarda doğrudan düşüş anlamına geldiğini vurguladı. Devletin asgari ücret bazında işçi başına 2 bin 879,36 TL tasarruf sağladığını ifade eden Rahvancıoğlu, aynı miktarın işçilerin gelir kaybı olarak ortaya çıktığını kaydetti.
Üçüncü Uyruklular İçin Artık Devlet Yok, Kendi Başlarının Çaresine Bakmak Zorundalar
Yaklaşık 80 bin üçüncü uyruklu emekçinin bu düzenlemeden etkilendiğini belirten Rahvancıoğlu, prim ödemelerindeki değişiklik sayesinde devletin aylık yaklaşık 230 milyon 348 bin 400 TL, yıllık ise 2 milyar 764 milyon 180 bin 800 TL tutarında bir mali kazanç elde edeceğini söyledi. Bu tabloyu “üçüncü uyruklular için artık devlet yok, kendi başlarının çaresine bakmak zorundalar” sözleriyle değerlendiren Rahvancıoğlu, uygulamanın sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını dile getirdi.
Aynı İfade Daha Önce Anayasa Mahkemesi Tarafından Durdurulan Kararnamede de Kullanıldı
Rahvancıoğlu, kararnamede kullanılan “KKTC vatandaşı olmayan veya KKTC ile Sosyal Güvenlik anlaşması bulunan ülke vatandaşı olmayan kişiler” ifadesine de dikkat çekerek, aynı ifadenin daha önce üçüncü uyruklulara yüzde 40’a varan maaş kesintisi öngören ve Anayasa Mahkemesi tarafından ara emri kararıyla durdurulan kararnamede de yer aldığını hatırlattı. Anayasa Mahkemesi’nin maaş ayrımcılığını durdurmasının ardından yalnızca iki gün sonra hükümetin bu kez prim oranları üzerinden ayrımcılık yaratan yeni bir düzenlemeyi yürürlüğe koyduğunu belirten Rahvancıoğlu, bunun bilinçli bir politika tercihi olduğunu savundu.
Ayrımcı Politikaların Kökeni Daha Eskiye Dayanıyor
Rahvancıoğlu, söz konusu uygulamanın yalnızca bugüne ait bir karar olmadığını, geçmişte üçüncü uyrukluların İhtiyat Sandığı hakkı ve emekli ikramiyesinden mahrum bırakıldığı uygulamalara dayandığını ifade ederek, bakanlık bünyesindeki “teknik uzmanlara” ilham veren yaklaşımın bu politikaların devamı niteliğinde olduğunu söyledi. Daha önce İhtiyat Sandığı haklarının gasp edildiğini, maaşların düşürülmeye çalışıldığını ve şimdi de sigorta hakkına yönelik bir müdahale gerçekleştirildiğini belirten Rahvancıoğlu, söz konusu saldırının başka boyutlarının da bulunduğunu ve bunları ilerleyen süreçte kamuoyuyla paylaşacağını dile getirdi.
Mücadele Etmek Hem Bir İnsanlık Görevi Hem de Sosyal Devlet Hakkını Savunmanın Zorunlu Bir Parçası
Emekçilerin ırkçılık ve ayrımcılık üzerinden bölünmesinin yalnızca üçüncü uyrukluları değil tüm toplumu etkileyecek tehlikeli sonuçlar doğuracağını vurgulayan Rahvancıoğlu, bu politikalara karşı mücadele etmenin hem bir insanlık görevi hem de sosyal devlet hakkını savunmanın zorunlu bir parçası olduğunu belirterek ayrımcılığa karşı ortak mücadele çağrısında bulundu.