Katledilen Kadınlar İsyanımızdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün akşamı şöyle bir haber Kıbrıs’ın kuzeyini yasa boğdu: “Girne’de ayrılmak istediği nişanlısı, 41 yaşındaki Abdullah Çelik isimli erkek tarafından bıçaklanarak ağır yaralanan 45 yaşındaki kadın Elif Lort, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.” 

Girne’de bir kadının göz göre göre öldürülmesi, dahası çevredeki herkesin buna seyirci kalması toplum içerisinde büyük üzüntü yaratmıştır. Bugün Elif’in ailesine tüm devlet yetkilileri başsağlığı dileyecek. Bu başsağlığının meşru olması için adaletin yetkililer tarafından sağlanması şarttır. Bu olayın dosyası irdelenmeli ve sorumlular yasanın öngördüğü şekilde en ağır bir biçimde yargılanmalıdırlar. Ancak, yargının ötesinde devlet yetkililerine düşen başka görevler de vardır. Bu cinayeti işleyen tek bir kişi değildir. Bu cinayette, sosyal hizmetlere yıllarca dar bir bütçe öngörerek kadınların şiddete karşı korunmasız kalmasına sebebiyet veren vekillerin, kullanılan kamu kaynaklarının kadınları, çocukları, yoksulları koruyacak sosyal politikalara tahsis edilmesi gereken yerde kadına yönelik şiddeti besleyen gerici odaklara aktarılmasını sağlayan devletin, güvenlik, sağlık, hukuki ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin koordineli şekilde bir noktadan verileceği şiddet önleme merkezlerini hayata geçirmeyen yetkililerin de parmağı vardır. 

Kadınların “eş, anne vb.” olarak tanımlanıp nesneleştirilmesinde etkisi olan neoliberal muhafazakar politikalar kadın özgürleşmesinin ve kadına karşı uygulanan şiddetle mücadelenin önünde müthiş bir engel teşkil etmektedir. İşkence gören, cinayete kurban giden, tecavüze ve tacize uğrayan, ve sömürülen kadınların sayısı gün geçtikçe daha da artmaktadır. 

Devletin, kadına yönelik şiddetle ilgili alması gereken önleyici ve koruyucu tedbirleri bir an önce hayata geçirmesi gerekmektedir çünkü devletin birincil görevi, kadın, çocuk, genç, yaşlı, erkek ve LGBTİ tüm bireyleri var olan tüm sınırları içerisinde korumaktır. Kadınların yaşam hakkının, beden bütünlüğünün gasp edildiği bu sömürü düzeninde tüm birimler görevini yapmalıdır. Kadına yönelik şiddet, gerek polis, gerek yargı kapsamında, gerekse de sığınma evi ve sağlık ve eğitim sistemi konusunda sürekli bir devlet politikası olarak ele alınmalı ve kadın hakları ve kadın özgürleşmesi ön planda tutulmalıdır. Alanda faaliyet gösteren devlet birimlerinin koordineli şekilde çalışacağı kadına yönelik şiddeti önleneyecek bir mekanizma kurulmalıdır. Sosyal Hizmetler Dairesi’ne daha fazla bütçe ayrılması, meclisin görevlerinden olmalıdır. Yasa yapmak kadar, yasaları uygulamanın da bir o kadar önem taşıdığı unutulmamalıdır. 

Elif’in ölümünden, maruz kaldığı erkek şiddeti kadar şiddet önleme merkezleri açmayan, sığınma evleri kurmayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da sorumludur. Kamu kaynaklarının teşvik adı altında işverenlere aktarılırken söz konusu sığınma evlerine geldiğinde bütçe yok yalanına sığınılması siyasi bir tercihtir. Kadınları şiddetten koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınabilmesi ve etkin şekilde yürütülmesi için gerekli bütçeyi sağlamayan milletvekillerinin bu ölümden sorumluluğu bulunmaktadır.

Kadınlar olarak devletten alacaklıyız. Bizim artık sabredecek gücümüz kalmadı. Kız kardeşlerimizi kaybetmenin bedelini makam sahiplerine ödeteceğiz. Görev ve sorumluluklarınızı yerine getirmek için bir kız kardeşimizin daha şiddet görmesine veya öldürülmesine tahammülümüz kalmadı. Başka Elifler öldürülemesin diye, tüm kız kardeşlerimiz güvende olsun diye elimiz yakanızda olacak. Evde şiddet gösteren eşlerden, sokakta başıboş dolaşan yobazlardan, kadınları taciz etmeyi kendinde hak gören her hadsizden, iş yerinde mobbing yapan ve tacizde bulunan müdürlerden ve patronlardan rahat nefes alamadığımız her gün, şiddete uğramamızı önleyecek ve bizi şiddetten ve ölümden koruyacak tedbirleri almayan sizleri hiç durmadan rahatsız edeceğiz. 

KATLEDİLEN KADINLAR İSYANIMIZDIR!

Baraka Kültür Merkezi, Bağımsızlık Yolu Girne Bölge Örgütü, Kadın Eğitimi Kolektifi

10/03/2020